İngilizce

in case, as long as, provided that

Let’s go home in case it rains.

01

Önlem ve koşul bağlaçları

Bir şeyi gelecekteki bir tehlikeye karşı önlem olarak («… olursa diye») yapmak ile belirli bir koşula bağlı olarak («… şartıyla / … sürece») yapmak İngilizcede farklı bağlaçlarla anlatılır.

İngilizceTürkçe
in case… olursa diye, … ihtimaline karşı (önlem + özne + fiil)
in case of… durumunda, … hâlinde (+ isim: in case of fire)
as long as… sürece, … şartıyla (so long as de denir)
provided that… şartıyla, … koşuluyla (provided da denir)
providing that… şartıyla, … olması kaydıyla (providing de denir)
on condition thatyalnızca … koşuluyla (resmî)
precautionönlem, tedbir
emergencyacil durum
02

Önlem bildiren in case («… olursa diye») · in case ↔ if farkı · in case of

in case Türkçedeki «eğer» (if) değildir! in case «… olursa diye, … ihtimaline karşı» demektir ve bir olay henüz gerçekleşmeden önce aldığımız önlemi anlatır. Tıpkı if gibi, geleceği anlatsa bile in case yan cümlesinde will kullanılmaz; geniş zaman gelir.

in case ↔ if farkı: I’ll take an umbrella in case it rains diyen kişi şemsiyeyi evden çıkarken şimdi (yağmur yokken önlem olarak) çantasına koyar. I’ll open my umbrella if it rains diyen kişi ise şemsiyeyi ancak yağmur başladığında açar.

KısayolEylemin olaydan önce tedbir olarak mı yoksa olay gerçekleşince mi yapıldığına bak.

Dark clouds are gathering. Let’s go inside in case it rains.

Kara bulutlar toplanıyor. Yağmur yağar diye içeri girelim.

I put a full bowl on the floor in case the cat gets thirsty.

Kedi susar diye yere dolu bir kap koydum (susmadan önce önlem).

The cat sits by the plate in case someone tries to take its fish.

Kedi biri balığını almaya kalkar diye tabağın başında oturuyor.

The cat keeps one eye open in case anything happens in the room.

Kedi odada bir şey olur diye tek gözünü açık tutuyor.

I wrote down Mert’s address in case my phone battery died on the way.

Yolda telefonumun şarjı biter diye Mert’in adresini kâğıda yazdım (geçmiş önlem → V2).

In case of emergency, please use the stairs instead of the lift.

Acil durumda lütfen asansör yerine merdivenleri kullanın.

YapıNe zaman yapılır?Örnek ve anlam farkı
in case + özne + V1Olaydan önce (tedbir / önlem olarak)Take some sandwiches in case we get hungry.
(Acıkırız diye sandviçleri şimdi yanına al.)
if + özne + V1Olay gerçekleştiğinde (şart olunca)Buy some sandwiches if you get hungry.
(Yolda eğer acıkırsan o zaman sandviç al.)
in case of + isimUyarı / kural («… durumunda»)Call this number in case of fire.
(Yangın durumunda bu numarayı arayın.)

in case (precaution) — İleride olabilecek bir duruma karşı önceden önlem alırken kullanılan bağlaç («… olursa diye»).

03

Koşul bağlaçları: as long as · provided (that) · on condition that

Bir izni veya sonucu tek bir şarta bağlarken («yalnızca şu şartla, … sürece») günlük dilde as long as (veya so long as), biraz daha resmî konuşmada provided (that) / providing (that), kural ve sözleşmelerde ise on condition that kullanılır.

Bu bağlaçların tamamı olumlu bir şart («eğer ve ancak eğer») bildirir ve tıpkı if gibi gelecek anlamında geniş zaman (present simple) alır; içlerinde will kullanılmaz.

KısayolHepsinin arkasından gelecek zaman için geniş zaman gelir.

Can I take the dog into the café? — Yes, <b>as long as</b> it stays quiet under the table.

Will the bank lend them the money? — Yes, <b>provided that</b> they pay it back within two years.

The cat is happy on the floor as long as the sun shines.

Güneş parladığı sürece kedi yerde mutludur.

The cat can sleep on the sofa provided that its paws are clean.

Kedi patileri temiz olması şartıyla kanepede uyuyabilir.

You can borrow my car as long as you drive carefully.

Dikkatli kullandığın sürece arabamı ödünç alabilirsin.

We’ll have the picnic in the park providing it doesn’t rain tomorrow.

Yarın yağmur yağmaması şartıyla pikniği parkta yapacağız.

She accepted the job on condition that she could work from home on Fridays.

Cuma günleri evden çalışabilmesi koşuluyla işi kabul etti.

BağlaçAnlamıÖrnek cümle
as long as / so long as… sürece, … şartıyla (gündelik)You can stay as long as you help us.
provided / providing (that)… koşuluyla, … olması kaydıylaHe’ll come provided that he finishes work early.
on condition thatyalnızca … şartıyla (resmî)You may enter on condition that you show your ID.
unless (B1)… -medikçe (= if … not)You can’t enter unless you show your ID.

conditional conjunctions — Şart bağlaçları (as long as, provided that, on condition that). only if («yalnızca eğer») anlamında güçlü koşul bildirir.

İpuçları

Testten önce bunları bil

  1. Önlem bildiren in case («… olursa diye») · in case ↔ if farkı · in case of

    En sık hata: Take your coat in case it will get cold tonight. Gelecekten söz edilse bile in case arkasından will gelmez; geniş zaman kullanılır: in case it gets cold.

  2. Önlem bildiren in case («… olursa diye») · in case ↔ if farkı · in case of

    İkinci sık hata: in case ile in case of yapılarını karıştırmak! Tam cümle varsa in case it rains; yalnız isim varsa in case of rain denir.

  3. Koşul bağlaçları: as long as · provided (that) · on condition that

    En sık hata: as long as kalıbını yalnız uzunluk/süre ölçüsü sanmak veya arkasından will getirmek (as long as you will be quiet). Doğrusu geniş zamandır: as long as you are quiet.

  4. Koşul bağlaçları: as long as · provided (that) · on condition that

    Karşılaştırma: You can go out as long as you finish your homework (ödevini bitirmen şartıyla) ↔ You can’t go out unless you finish your homework (ödevini bitirmedikçe).

04

Kendini dene

Cevaba dokun — neden öyle olduğunu birlikte görelim.

Look at those dark clouds! Take an umbrella with you now it rains on your way home.

Şu kara bulutlara bak! Eve giderken yolda yağmur yağar diye şimdi yanına şemsiye al. Yağmur başlamadan önce evden çıkarken önlem olarak şemsiye almak ve arkasından tam cümle (it rains) gelmesi → in case.

I drew a small map on a piece of paper before leaving home my phone battery died during the trip.

Yolculuk sırasında telefonumun şarjı biter diye evden çıkmadan önce bir kâğıda küçük bir harita çizdim. Harita, telefonun şarjı bitmeden önce (evden çıkmadan tedbir olarak) çizilmiştir → in case. if olsaydı şarj bittikten sonra çizilmiş anlamı çıkardı.

fire, do not use the elevator; use the emergency stairs.

Yangın durumunda asansörü kullanmayın; acil çıkış merdivenlerini kullanın. Boşluktan sonra tam cümle değil, yalnızca bir isim (fire) geldiği için In case of seçilir.

The cat is allowed to sleep on the grey sofa provided that its paws clean.

Kedinin patileri temiz olması şartıyla gri kanepede uyumasına izin veriliyor. provided that şart bağlacından sonra will kullanılmaz; geniş zaman (are) gelir.

You can borrow my bicycle this weekend you bring it back by Sunday evening.

Pazar akşamına kadar geri getirmen şartıyla bu hafta sonu bisikletimi ödünç alabilirsin. İzin vermek için koşul («geri getirdiğin sürece / şartıyla») öne sürülüyor → as long as.

I’ll leave a bowl of fresh water in the kitchen in case the cat thirsty while we are out.

Biz dışarıdayken kedi susar diye mutfakta bir kap taze su bırakacağım. Gelecekteki bir ihtimale karşı önlem anlatılırken in case yan cümlesinde geniş zaman (gets) kullanılır.

Please call me at the office immediately the parcel arrives this afternoon.

Paket bu öğleden sonra gelirse lütfen hemen ofisten beni ara. Telefon etme eylemi paket gelmeden önce önlem olarak değil, paket geldiği takdirde yapılacaktır ve arkasından tam cümle var → if.

The museum is free for students on condition they show their student card at the entrance.

Girişte öğrenci kartlarını göstermeleri koşuluyla müze öğrenciler için ücretsizdir. Resmî şart bağlacı her zaman on condition that + tam cümle biçiminde kurulur.

Alıştırma bitti — –

Fotoğraflı anlatımla tekrar etmek istersen resimli derse geç.

0/8 · soru cevaplandı

Resimli ders
undefined