Alışkın olma ve alışma kalıpları
B1’de gördüğümüz I used to live «eskiden yaşardım» demekti. Önüne be (am, is, are, was) ya da get geldiğinde ise anlam tamamen değişir: be used to = alışkın olmak, get used to = alışmak.
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| be used to (+ -ing / noun) | …-e alışkın olmak (artık garip veya zor gelmemek) |
| get used to (+ -ing / noun) | …-e alışmak (zamanla uyum sağlamak — süreç) |
| used to (+ V1) | eskiden …-ırdı (artık bitti — B1 yapısı) |
| frost | kırağı, ayaz, don |
| shift | vardiya, çalışma nöbeti (morning/night shift) |
| noise | gürültü, ses |
| at first | ilk başta, başlangıçta |
| crowd | kalabalık |
Alışkın olmak (be used to) ve alışma süreci (get used to)
Bu iki kalıpta used bir sıfat («alışkın»), arkasındaki to ise yönelme bildiren bir edattır («-e / -a»). Edat olduğu için to’dan sonra doğrudan bir isim (cold weather, the noise) ya da fiil-ing (getting up, living) gelir — asla yalın fiil gelmez!
be used to oturmuş bir durumu («alışkınım»), get used to ise değişimi ve alışma sürecini («alışıyorum / alıştım») anlatır.
KısayolKısa biçimler: I am used to = I’m used to · she is not used to = she isn’t used to
Are you used to getting up at six o’clock? — Yes, I’m used to it now, though it was difficult at first.
Have you got used to your new glasses yet? — Not yet, I’m still <b>getting used to wearing</b> them.
The cat sits on the frosty bench; it is used to cold weather.
Kedi kırağılı bankta oturuyor; soğuk havaya alışkın.
The cat is used to waking up early every morning.
Kedi her sabah erken uyanmaya alışkın.
The cat presses its ears down; it isn’t used to the loud noise.
Kedi kulaklarını yatırıyor; yüksek gürültüye alışkın değil.
We moved two days ago, and the cat is getting used to the new flat.
İki gün önce taşındık; kedi yeni daireye alışıyor (süreç).
The big cat has got used to sharing its basket with the kitten.
Büyük kedi sepetini yavru kediyle paylaşmaya alıştı.
At first the night shift was hard, but I got used to working at night.
İlk başta gece vardiyası zordu ama gece çalışmaya alıştım.
Don’t worry, you will soon get used to living in a big city.
Merak etme, büyük şehirde yaşamaya yakında alışacaksın.
| Anlam | Kalıp | Örnek |
|---|---|---|
| Alışkın olmak (durum) | am / is / are / was used to + isim / -ing | I’m used to drinking tea without sugar. |
| Alışkın olmamak | am not / isn’t / aren’t used to + isim / -ing | She isn’t used to driving in heavy traffic. |
| Alışmak (süreç) | get / got / getting used to + isim / -ing | It took me a month to get used to the food. |
| Soru | Are you used to…? / Did you get used to…? | Are you used to working from home? |
be used to (+ noun / -ing) — Bir şeye veya bir eylemi yapmaya alışkın olmak; artık yabancılık çekmemek.
get used to (+ noun / -ing) — Yeni bir duruma zamanla alışmak, uyum sağlamak.
Üçlü karşılaştırma: used to do (B1) ↔ be used to doing ↔ get used to doing
Türk öğrencinin en çok karıştırdığı nokta bu üç kalıbın birbirine çok benzemesidir. Ayrımı yapmak için used to’nun önünde ne olduğuna bak: önünde yalnız özne varsa (I used to…) geçmişte kalmış bir alışkanlıktır ve arkasından yalın fiil (V1) gelir.
Önünde be (am, is, are, was) ya da get (get, got, getting) varsa «alışkın olmak / alışmak» demektir; her zamanmana girebilir ve arkasından -ing veya isim alır.
KısayolÖnünde be / get YOKSA yalın fiil (V1); önünde be / get VARSA isim veya -ing!
The cat used to sleep in a basket; now it is used to this box.
Kedi eskiden sepette uyurdu; şimdi bu kutuya alışkın.
Emre used to live with his parents, so he wasn’t used to cooking alone.
Emre eskiden ailesiyle yaşardı; bu yüzden tek başına yemek yapmaya alışkın değildi.
I didn’t use to like spicy food, but I have got used to eating it.
Eskiden acı yemeği sevmezdim ama artık yemeye alıştım.
Zeynep is used to speaking English at work every day.
Zeynep işte her gün İngilizce konuşmaya alışkın (şu anki durum).
Zeynep used to speak French at school, but she has forgotten most of it.
Zeynep okuldayken Fransızca konuşurdu ama çoğunu unuttu (geçmişte kaldı).
| Kalıp | Zaman ve Anlam | Arkasından ne gelir? |
|---|---|---|
| özne + used to + V1 | Yalnız geçmiş («eskiden yapardım, bitti») | Yalın fiil: I used to get up late. |
| özne + be used to + -ing / isim | Her zaman («alışkınım / alışkındım») | -ing / isim: I am used to getting up early. |
| özne + get used to + -ing / isim | Her zaman («alışıyorum / alıştım») | -ing / isim: I got used to getting up early. |
to as a preposition — be/get used to kalıbındaki to mastar eki değil yönelme edatıdır; bu yüzden isim veya -ing ister.
Testten önce bunları bil
- Alışkın olmak (be used to) ve alışma süreci (get used to)
En sık hata: to’yu mastar sanıp arkasından yalın fiil getirmek (I’m used to get up early)! Başında am / is / are / get varsa to bir edattır ve fiil mutlaka -ing alır: I’m used to getting up early.
- Alışkın olmak (be used to) ve alışma süreci (get used to)
İkinci sık hata: I’m use to cold weather veya Are you use to…? yazmak. Burada did olmadığı için used kelimesinin -d harfi asla düşmez.
- Üçlü karşılaştırma: used to do (B1) ↔ be used to doing ↔ get used to doing
En sık hata: İki yapıyı birbirine karıştırıp I used to getting up early demek! Başında am / is / are / get yoksa -ing gelemez: ya I used to get up early (eskiden erken kalkardım) ya da I am used to getting up early (erken kalkmaya alışkınım) denir.
Kendini dene
Cevaba dokun — neden öyle olduğunu birlikte görelim.
I have worked the morning shift for five years, so I’m used to at six o’clock.
The cat comes from a quiet village, so it the noise of fast trains.
When Ece moved to London, it took her a few months to on the left.
The cat doesn’t mind the frost on the bench because it is cold winters.
Mert three cups of coffee a day, but the doctor told him to stop.
We only moved into this flat yesterday, so we are still the new neighborhood.
Are you in front of a big crowd, or do you still feel nervous?
At first the big cat hissed at the kitten, but soon it with it.
Alıştırma bitti — –
Fotoğraflı anlatımla tekrar etmek istersen resimli derse geç.
0/8 · soru cevaplandı