Doğal eşdizimler (collocations)
C1 düzeyinde akıcılığı belirleyen en önemli unsur eşdizimlerdir (collocations): yani hangi kelimelerin doğal olarak yan yana geldiğini bilmektir. Türkçede «karar vermek, fotoğraf çekmek, güçlü yağmur» deriz; İngilizcede ise bu kelimelerin her biri yalnızca kendi yerleşik ortağıyla kullanılır.
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| make a decision | karar vermek (do/give a decision DENMEZ) |
| do research | araştırma yapmak (sayılamaz: a research DENMEZ) |
| take a risk | risk almak, tehlikeyi göze almak |
| have a look | bir göz atmak, bakmak |
| pay attention (to) | dikkatini vermek, dikkat etmek |
| keep a promise | sözünü tutmak |
| break the news | (çoğunlukla kötü/önemli) haberi vermek, açıklamak |
| heavy rain | şiddetli yağmur, sağanak (strong rain DENMEZ) |
| strong coffee | sert / koyu kahve (heavy coffee DENMEZ) |
| high price | yüksek fiyat (expensive/big price DENMEZ) |
| highly unlikely | son derece düşük ihtimal, pek olası değil |
| deeply worried | derinden endişeli, çok kaygılı |
Fiil + İsim eşdizimleri: make · do · take · have · pay · keep · break
Genel bir ipucu olarak make ortaya yeni bir sonuç, plan veya seçim çıkarmayı (make a decision, make a mistake, make progress); do ise bir işi, görevi veya çalışmayı yürütmeyi (do research, do business, do harm) anlatır. take ve have ise eylemi kalıplaşmış bir isimle kurar (take a risk, take a photo, have a look, have a chat).
Bunun yanında pay attention («dikkat etmek»), keep a promise («sözünü tutmak») ve break the news («haberi ilk kez söylemek») gibi ayrılmaz fiil + isim çiftleri vardır. Bunlarda fiili başka bir eşanlamlıyla değiştiremeyiz.
KısayolTürkçede «yapmak / çekmek / vermek» dediğimiz fiilleri İngilizceye kelime kelime çevirmek en sık C1 hatasıdır.
Have you made a decision about the job offer yet? — Not yet. I want to <b>do some research</b> on the company first.
Did anyone take a photo of the cat on top of the fridge? — Yes! Come here and <b>have a look</b> at my phone.
Sitting between the basket and the sofa, the cat cannot make a decision.
Sepetle kanepenin arasında oturan kedi bir türlü karar veremiyor.
The cat decided to take a risk and jump onto the tall fridge.
Kedi risk alıp yüksek buzdolabının üstüne atlamaya karar verdi.
The fridge door is open, so the cat wants to have a look inside.
Buzdolabının kapısı açık; bu yüzden kedi içeriye bir göz atmak istiyor.
With its ears forward, the cat is paying close attention to every word.
Kulaklarını dikmiş olan kedi söylenen her kelimeye çok dikkat ediyor.
Scientists need to do more research before publishing the final report.
Bilim insanlarının son raporu yayımlamadan önce daha fazla araştırma yapması gerekiyor.
You promised to help Mert on Saturday, so you must keep your promise.
Cumartesi günü Mert’e yardım etmeye söz verdin; bu yüzden sözünü tutmalısın.
Nobody wanted to break the news that the flight had been canceled.
Uçuşun iptal edildiği haberini kimse vermek istemedi.
| Yalın Fiil (Düz) | Doğal Eşdizim (Zengin / C1) | Türkçeden Birebir Çeviri Hatası (YANLIŞ) |
|---|---|---|
| decide | make a decision (karar vermek) | do a decision · give a decision (YANLIŞ!) |
| research / investigate | do research (araştırma yapmak) | make research · do a research (YANLIŞ!) |
| photograph | take a photo / picture (fotoğraf çekmek) | make a photo · pull a photo (YANLIŞ!) |
| risk | take a risk · have a look (göz atmak) | enter a risk · make a look (YANLIŞ!) |
| listen / promise / tell | pay attention · keep a promise · break the news | give attention · hold a promise (YANLIŞ!) |
collocation — Eşdizim. Dilde kuraldan çok alışkanlıkla birbiriyle kalıplaşmış kelime ortaklığı (make a decision, heavy rain).
Sıfat + İsim (heavy rain, strong coffee) ve Zarf + Sıfat (highly unlikely)
Türkçede «güçlü/şiddetli yağmur» ve «sert kahve» derken kullandığımız sıfatlar İngilizcede ayrılır: yağmur, trafik ve kar için heavy (heavy rain, heavy traffic); kahve, rüzgâr ve kanıt için strong (strong coffee, strong wind); fiyat, kalite ve sıcaklık için high (high price, high quality) seçilir.
C1 yazısında ve konuşmasında her sıfatın önüne sıradan very koymak yerine, sıfata uygun zarf + sıfat (adverb + adjective) eşdizimi kullanılır: olasılıklarla highly (highly unlikely, highly effective), duygu ve kaygılarla deeply (deeply worried, deeply grateful) gelir.
Kısayolprice kelimesi «pahalı» (expensive) olmaz, «yüksek» (high) ya da «düşük» (low) olur.
Why were you late for the morning meeting? — There was <b>heavy rain</b> and <b>heavy traffic</b> on the bridge.
Do you think the manager will change the deadline? — No, it is <b>highly unlikely</b> at this stage.
Because of the heavy rain outside, the cat is staying on the dry windowsill.
Dışarıdaki sağanak yağmur yüzünden kedi kuru pencere pervazında kalıyor.
The cat is sniffing a cup of strong coffee on the marble table.
Kedi mermer masadaki koyu kahve fincanını kokluyor.
Many customers complained about the high prices at the airport café.
Pek çok müşteri havalimanı kafesindeki yüksek fiyatlardan şikâyet etti.
Without an umbrella, it is highly unlikely that you will stay dry today.
Şemsiyen olmadan bugün kuru kalman son derece düşük bir ihtimal.
Zeynep was deeply worried when her cat did not come home for dinner.
Kedisi akşam yemeğine eve gelmeyince Zeynep derinden endişelendi.
The new software proved to be highly effective in reducing errors.
Yeni yazılımın hataları azaltmada son derece etkili olduğu kanıtlandı.
| Gündelik / Sade (very) | Vurgulu / Resmî Eşdizim (C1) | Türkçeden Çeviri Hatası (YANLIŞ) |
|---|---|---|
| a lot of rain | heavy rain (şiddetli yağmur) | strong rain · big rain (YANLIŞ!) |
| dark / intense coffee | strong coffee (sert/koyu kahve) | heavy coffee · hard coffee (YANLIŞ!) |
| expensive (eşya için) | a high price (yüksek fiyat) | an expensive price · a big price (YANLIŞ!) |
| very unlikely / very effective | highly unlikely · highly effective | deeply unlikely · strongly effective (YANLIŞ!) |
| very worried / very sorry | deeply worried · deeply concerned | highly worried · heavily worried (YANLIŞ!) |
intensifying adverb — Sıfatın anlamını very yerine çok daha güçlü ve resmî biçimde pekiştiren zarf (highly, deeply, bitterly).
Testten önce bunları bil
- Fiil + İsim eşdizimleri: make · do · take · have · pay · keep · break
En sık iki hata: Türkçede «araştırma yapmak» ve «karar vermek» dendiği için make research ve do / give a decision demek! Doğrusu her zaman do research (sayılamaz, a almaz) ve make a decision biçimindedir.
- Fiil + İsim eşdizimleri: make · do · take · have · pay · keep · break
«Fotoğraf çekmek» İngilizcede make a photo değil, take a photo ile söylenir.
- Sıfat + İsim (heavy rain, strong coffee) ve Zarf + Sıfat (highly unlikely)
En sık hata: Yağmur için strong rain, fiyat için expensive price demek! İngilizcede yağmur heavy rain olur; pahalı olan ise fiyat değil eşyanın kendisidir: The coat is expensive = The coat has a high price.
- Sıfat + İsim (heavy rain, strong coffee) ve Zarf + Sıfat (highly unlikely)
highly genellikle olumlu/ölçülebilir niteliklerle ve olasılıkla (highly likely, highly unlikely, highly recommended); deeply ise duygularla (deeply worried, deeply ashamed) kullanılır.
Kendini dene
Cevaba dokun — neden öyle olduğunu birlikte görelim.
The cat is still sitting between the sofa and the basket; it hasn’t a decision yet.
Before launching the new product, our team needs to more research on customer habits.
The match was canceled because of the rain that lasted all morning.
Could you please a photo of us in front of the historical bridge?
If you give someone your word, you should always your promise.
Nobody expected how the hotel prices would be during the summer festival.
With such dark clouds in the sky, it is unlikely that the outdoor concert will take place.
Everyone in the hall close attention to the speaker’s final remarks.
Alıştırma bitti — –
Fotoğraflı anlatımla tekrar etmek istersen resimli derse geç.
0/8 · soru cevaplandı