İngilizce

Geçmişte gelecek: was going to, would

The cat was going to take the train, but it missed it.

01

«Yapacaktım ama…» ve geçmişte gelecek kalıpları

Geçmişteki bir andan o anın geleceğine bakarken («seni arayacaktım ama unuttum», «geleceğini biliyordum») İngilizcede gelecek zaman kalıpları bir adım geçmişe çekilir (am/is/are going to → was/were going to ve will → would).

İngilizceTürkçe
was going to… -ecekti / -acaktım (planlandı ama olmadı — I / he / she / it)
were going to… -ecektiniz / -acaktık (planlandı ama olmadı — we / you / they)
wasn’t / weren’t going to… -meyecekti / -mayacaktık (vazgeçilen olumsuz niyet)
would… -ecekti / -acağını (knew, thought, promised arkasından)
wouldn’t… -meyecekti / -mayacağını
I was going to …, but …… yapacaktım ama … (gerçekleşmeyen niyet kalıbı)
I knew (that) … would… olacağını biliyordum
change one’s mindfikrini değiştirmek, vazgeçmek
02

Gerçekleşmeyen planlar: was / were going to + yalın fiil

A2’de şu anki planlarımız için am / is / are going to kullandığımızı öğrenmiştik. Yardımcı fiili geçmişe çekip was / were going to + yalın fiil yaptığımızda ise Türkçedeki «yapacaktım, gidecektik, alacaktı» anlamını elde ederiz.

Bu kalıp özellikle geçmişte niyet edilen, planlanan ama son anda çıkan bir engel yüzünden gerçekleşmeyen eylemleri anlatmak için but ile birlikte kullanılır: I was going to call you, but I forgot. (Seni arayacaktım ama unuttum = aramadım!).

Kısayolwas / were going to cümlesinde eylem neredeyse hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.

Did you buy that blue jacket yesterday? — No, I <b>was going to buy</b> it, but they didn’t have my size.

Why didn’t you come to the cinema with us? — We <b>were going to come</b>, but Mert had a terrible headache.

The cat was going to take the train, but it arrived too late.

Kedi trene binecekti ama çok geç vardı.

The cat was going to go into the bakery, but it was closed.

Kedi fırına girecekti ama fırın kapalıydı.

Tom was going to close his suitcase, but the cat sat inside it.

Tom bavulunu kapatacaktı ama kedi içine oturdu.

The cat was going to work on the laptop, but it fell asleep.

Kedi bilgisayarda çalışacaktı ama uyuyakaldı.

We were going to have a picnic in the park, but it started to rain.

Parkta piknik yapacaktık ama yağmur yağmaya başladı.

I wasn’t going to say anything, but I changed my mind.

Hiçbir şey söylemeyecektim ama fikrimi değiştirdim.

ZamanYapıÖrnek ve anlamı
Şimdiki plan (A2)am / is / are going to + V1I am going to call Ece tonight.
(Bu akşam Ece’yi arayacağım — planım bu.)
Geçmişteki plan (B2)was / were going to + V1I was going to call Ece, but my phone died.
(Ece’yi arayacaktım ama şarjım bitti — arayamadım.)
Geçmiş soruWas / Were + özne + going to + V1?Were you going to tell me the truth?
(Bana gerçeği söyleyecek miydin?)

unfulfilled intention — Geçmişte yapılması planlanan ancak bir engel nedeniyle gerçekleşmeyen niyet (was / were going to + V1).

03

Geçmişten bakınca gelecek: would / wouldn’t + yalın fiil

B1’de dolaylı anlatımda said / told arkasından will kipinin would olduğunu öğrenmiştik. Aynı kural geçmişteki bir düşünceyi, tahmini, sözü veya beklentiyi anlatan knew, thought, hoped, promised, was sure, believed fiillerinden sonra da geçerlidir.

was going to ↔ would nüansı: Önceden yapılmış somut bir niyet/plan (veya yarım kalan bir iş) anlatılıyorsa was/were going to; geçmişteki bir tahmin, söz veya beklenti (I knew…, She promised…) anlatılıyorsa would / wouldn’t + V1 tercih edilir.

KısayolKısa biçimler: I would = I’d · he would = he’d · she would = she’d · they would = they’d · would not = wouldn’t · was not = wasn’t · were not = weren’t

The cat looked at the dark clouds and knew it would rain soon.

Kedi kara bulutlara baktı ve yakında yağmur yağacağını anladı.

The cat thought it would reach the fish easily, but the counter was too high.

Kedi balığa kolayca yetişeceğini sanıyordu ama tezgâh çok yüksekti.

When I met Zeynep, I had no idea we would become best friends.

Zeynep’le tanıştığımda en yakın arkadaş olacağımızdan hiç haberim yoktu.

He promised he wouldn’t be late for the dinner.

Akşam yemeğine geç kalmayacağına söz verdi.

I was sure that you would love this little café.

Bu küçük kafeyi çok seveceğinden emindim.

DurumKalıpDoğru örnek ↔ Tipik hata
Yarım kalan plan / niyetwas / were going to + V1, but…I was going to bake a cake, but we had no eggs.
Geçmiş tahmin / düşünce (thought, knew, was sure)would / wouldn’t + V1I thought the exam would be difficult.
(I thought it will be YANLIŞ!)
Geçmiş söz / umut (promised, hoped, said)would / wouldn’t + V1She promised she would call us.
(promised she will call YANLIŞ!)

future in the past — Geçmişte gelecek. Geçmişteki bir bakış açısından daha sonraki bir olayı was/were going to veya would ile anlatma.

İpuçları

Testten önce bunları bil

  1. Gerçekleşmeyen planlar: was / were going to + yalın fiil

    En sık hata: Gerçekleşmeyen niyeti anlatırken şimdiki gelecek zaman kullanıp I will call you last night, but I forgot ya da düz geçmiş zaman kullanıp I called you, but I forgot demek! Geçmişteki «yapacaktım ama…» kalıbı her zaman I was going to + V1, but… ile kurulur.

  2. Gerçekleşmeyen planlar: was / were going to + yalın fiil

    Özne uyumuna dikkat et: Tekil öznelerle (I, he, she, it) was going to, çoğul öznelerle (we, you, they) were going to kullanılır.

  3. Geçmişten bakınca gelecek: would / wouldn’t + yalın fiil

    En sık hata: Türkçede «Sınavın kolay olacağını sanıyordum» derken gelecek eki korunduğu için I thought the exam will be easy demek! Ana fiil geçmişte (thought, knew, hoped, promised) olduğu anda will kullanılamaz; mutlaka would be olur.

04

Kendini dene

Cevaba dokun — neden öyle olduğunu birlikte görelim.

The cat catch the eight o’clock train, but it got to the platform too late.

Kedi sekiz trenine yetişecekti ama perona çok geç vardı. İkinci yarıdaki but it got… geçmişte planlanan işin gerçekleşmediğini gösterir → was going to.

I knew that Emre pass his driving test on the first try.

Emre’nin direksiyon sınavını ilk denemede geçeceğini biliyordum. Ana fiil geçmiş zamanda (I knew) olduğu için yan cümlede will değil, geçmiş uyumlu would kullanılır.

We buy some fresh bread from the bakery, but the shop was already closed.

Fırından biraz taze ekmek alacaktık ama dükkân çoktan kapanmıştı. Özne We çoğuldur ve geçmişte gerçekleşmeyen bir plan (but the shop was closed) anlatılıyor → were going to.

The cat was going to finish the report last night, but it on the keyboard.

Kedi dün gece raporu bitirecekti ama klavyenin üstünde uyuyakaldı. last night ve was going to geçmişteki bir olayı anlatır; engel olan eylem geçmiş zamanda (fell asleep) olur.

Zeynep promised that she tell anyone our secret.

Zeynep sırrımızı kimseye söylemeyeceğine söz verdi. Giriş fiili geçmiş zamanda (promised) olduğu için olumsuz gelecek sözü wouldn’t ile kurulur.

Tom pack his clothes, but the cat jumped into the open suitcase.

Tom kıyafetlerini toplayacaktı ama kedi açık bavulun içine atladı. Tekil özne (Tom) ile geçmişte yarım kalan niyet was going to alır.

They thought the journey take two hours, but it took five.

Yolculuğun iki saat süreceğini sanıyorlardı ama beş saat sürdü. Geçmişteki tahmini anlatan They thought arkasından would + V1 gelir.

I call you yesterday evening, but I lost my phone at work.

Dün akşam seni arayacaktım ama iş yerinde telefonumu kaybettim. yesterday evening ve but I lost… geçmişte gerçekleşmeyen bir niyeti kilitler → was going to.

Alıştırma bitti — –

Fotoğraflı anlatımla tekrar etmek istersen resimli derse geç.

0/8 · soru cevaplandı

Resimli ders
undefined