İngilizce

Gelecek: will, going to, present continuous

Look at those dark clouds! It’s going to rain.

01

Gelecek bağlamı kelimeleri

Türkçede tek bir «-ecek / -acak» eki vardır; İngilizcede ise geleceği anlatırken kararın ne zaman verildiğine (şimdi mi, önceden mi) ve randevu mu, tarife mi olduğuna göre dört farklı yapı seçilir.

İngilizceTürkçe
timetabletarife, saat çizelgesi (tren, uçak, ders)
appointmentrandevu (doktor, dişçi, veteriner)
planplan, niyet
promisesöz vermek
cloudsbulutlar
watch outdikkat et!
probablymuhtemelen, büyük ihtimalle
right nowhemen şimdi
02

will mi, be going to mu?

Kararı konuşma anında veriyorsak (telefon çaldı, kapı vuruldu, birine yardım teklif ettik, söz verdik) ya da kişisel görüş (I think, probably) söylüyorsak will (’ll / won’t) kullanılır.

Karar önceden verildiyse (planımız hazırsa) ya da şu an gözümüzün önünde bir kanıt varsa (kara bulutlar, zıplamak üzere olan kedi) am / is / are going to + V1 seçilir.

KısayolKısa biçimler: I will = I’ll · will not = won’t · I am going to = I’m going to · it is going to = it’s going to

Look at those dark clouds above the park! It is going to rain.

Parkın üstündeki şu kara bulutlara bak! Yağmur yağacak (kanıt var).

Watch out! The cat is going to jump onto the table!

Dikkat et! Kedi masanın üstüne zıplayacak (hazırlanmış duruyor).

The cat is sitting in the suitcase. It is going to come with us!

Kedi bavulun içinde oturuyor. Bizimle gelecek (planı belli)!

The phone is ringing next to the cat! — Wait, I’ll answer it.

Kedinin yanında telefon çalıyor! — Dur, ben açarım (anlık karar).

The fridge is empty! — Don’t worry, I’ll go to the market right now.

Buzdolabı boş! — Merak etme, hemen şimdi markete giderim.

I promise I won’t be late tomorrow.

Söz veriyorum, yarın geç kalmayacağım.

I think Ece will pass the exam easily.

Bence Ece sınavı kolayca geçecek (kişisel tahmin).

DurumYapıÖrnek
Anlık karar / teklifwill (’ll) + V1Your bag looks heavy. I’ll carry it.
Söz verme (promise)will / won’t + V1I won’t tell anyone.
Önceden verilmiş karar / planam/is/are going to + V1I bought the tickets; we’re going to fly on Friday.
Gözle görülür kanıtam/is/are going to + V1Look at the sky! It’s going to snow.

spontaneous decision — Önceden düşünmeden, tam konuşma anında verilen karar (I’ll get it, I’ll help you).

03

Randevu (Present Continuous) ve Tarife (Present Simple)

Başkasıyla saati ve yeri ayarlanmış kişisel randevularda (doktor randevusu, arkadaşla buluşma, alınmış biletle yolculuk) present continuous (am / is / are + fiil-ing) kullanılır.

Tren, otobüs, uçak, sinema ve ders gibi resmî saat çizelgelerinde (tarifelerde) ise gelecek anlatılsa bile present simple (geniş zaman) kullanılır: The train leaves at eight.

KısayolTürkçede dördü de «-ecek / -iyor» diye çevrilebilir; İngilizcede bağlam seçimi kilitler.

What are you doing this Friday evening? — I<b>’m having</b> dinner with Zeynep at seven.

What time does the last bus leave? — It <b>leaves</b> at half past eleven.

The cat is ill. It is seeing the vet at four o’clock tomorrow.

Kedi hasta. Yarın saat dörtte veterinere görünecek (randevusu var).

Tom and the cat have their suitcase ready. They are traveling to Ankara tonight.

Tom ve kedinin bavulu hazır. Bu akşam Ankara’ya yolculuk ediyorlar.

Hurry up! The red train leaves at eight o’clock.

Acele et! Kırmızı tren saat sekizde kalkıyor (tarife).

I am meeting Ali outside the café at six this evening.

Bu akşam saat altıda kafenin önünde Ali’yle buluşuyorum.

What time does the film start tonight?

Bu akşam film saat kaçta başlıyor?

Our flight arrives in London at ten tomorrow morning.

Uçağımız yarın sabah onda Londra’ya varıyor.

AnlamYapıÖrnek
Anlık karar / sözwill + V1Wait, I’ll open the door for you.
Niyet / kanıtlı tahminbe going to + V1Watch out! The cup is going to fall!
Ayarlanmış kişisel randevuam/is/are + V-ingI’m seeing the dentist at three tomorrow.
Toplu taşıma / yayın tarifesiPresent Simple (V1/-s)The train leaves at 9:30 tomorrow.

fixed arrangement — Karşı tarafla yeri ve saati netleştirilmiş randevu; present continuous ile anlatılır.

timetable future — Tren, uçak, sinema, okul gibi kurumların sabit saat çizelgesi; present simple ile anlatılır.

İpuçları

Testten önce bunları bil

  1. will mi, be going to mu?

    En sık hata: Telefon çaldığında ya da kapı vurulduğunda I’m going to answer it demek! Telefonun çalacağını önceden planlamadığın için bu bir anlık karardır: I’ll answer it!

  2. Randevu (Present Continuous) ve Tarife (Present Simple)

    En sık hata: Tren, uçak ya da ders saatini söylerken The train will leave at eight demek! Kişisel karar olmayan resmî saat çizelgelerinde geniş zaman kullanılır: The train leaves at eight.

  3. Randevu (Present Continuous) ve Tarife (Present Simple)

    going to (niyet) ile present continuous (randevu) birbirine yakındır; ancak saat ve yer netleşmiş bir buluşmada (at six at the café) I’m meeting çok daha doğaldır.

04

Kendini dene

Cevaba dokun — neden öyle olduğunu birlikte görelim.

The phone is ringing! — Don’t get up, it.

Telefon çalıyor! — Kalkma, ben açarım (şimdi karar verdim). Konuşma anında verilen anlık kararlarda ve tekliflerde yalnız will (I’ll) kullanılır.

Look at those black clouds above the park! It very soon.

Gökyüzündeki kara bulutlar gözle görülür bir kanıttır → is going to rain.

According to the timetable, the red train at 8:15 tomorrow morning.

Tarifeye göre kırmızı tren yarın sabah 8.15’te kalkıyor. Tren ve uçak tarifelerinde (timetable) gelecek için geniş zaman (leaves) kullanılır.

I can’t come with you at five tomorrow. I the dentist at five o’clock.

Yarın beşte seninle gelemem. Saat beşte dişçiyle randevum var. Saati önceden alınmış kişisel randevularda present continuous (am seeing) kullanılır.

Watch out! The cat is crouching low; it onto the table!

Kedinin zıplamak üzere çömelmiş olması şu anki kanıttır → is going to jump.

I bought the paint yesterday. my room this Saturday.

Boyayı dün aldım. Bu cumartesi odamı boyayacağım (planım hazır). Boya dün alınmış, yani karar konuşma anından önce verilmiş → planlı niyet (I’m going to paint).

I promise I late for the meeting again.

Söz veriyorum, toplantıya bir daha geç kalmayacağım. Söz verirken (I promise) her zaman will / won’t kullanılır.

What time the concert start tonight?

Bu akşam konser saat kaçta başlıyor (program saatine göre)? Konser, film ve maç gibi program saatleri geniş zamanla sorulur: What time does the concert start?

Alıştırma bitti — –

Fotoğraflı anlatımla tekrar etmek istersen resimli derse geç.

0/8 · soru cevaplandı

Resimli ders
undefined