İngilizce

be bound to, be likely to, be supposed to

Look at those dark clouds; it is bound to rain.

01

Kesinlik, olasılık ve beklenti kalıpları

B1 düzeyinde olasılığı will, may, might, should ile anlatmıştık. C1 düzeyinde ise tahminin gücünü ve kural/beklenti nüansını be bound to, be likely to, be supposed to, be meant to gibi sıfat + mastar kalıpları taşır.

İngilizceTürkçe
be bound to + V1kesinlikle …-ecek, kaçınılmaz olarak olacak
be sure / certain to + V1mutlaka …-ecek, olacağı kesin
be likely to + V1büyük ihtimalle …-ecek, olması muhtemel
be unlikely to + V1pek olası değil, muhtemelen …-meyecek
be supposed to + V1… yapması beklenmek / gerekmek (kural, plan, söylenti)
was / were supposed to + V1… yapması gerekiyordu (ama yapılmadı)
be meant to + V1amacı … olmak, … için tasarlanmış/planlanmış olmak
inevitablekaçınılmaz
02

Kaçınılmaz kesinlik (be bound / sure / certain to) ve Olasılık (be likely / unlikely to)

Bir şeyin olacağına dair elimizde çok güçlü bir kanıt varsa ve sonuç kaçınılmaz görünüyorsa be bound to + V1 veya be sure / certain to + V1 kullanılır: It is bound to rain («Kesin yağacak, kaçışı yok»).

Olasılık yüksek ama tam kesin değilse be likely to + V1, düşükse be unlikely to + V1 seçilir. Akademik yazıda aynı fikir It is likely that + cümle biçiminde de kurulur; her iki kalıpta da to sonrasında her zaman yalın fiil (V1) gelir.

KısayolRapor, makale ve üst düzey konuşmada will probably / might not yerine be likely / unlikely to tercih edilir.

Do you think Mert will pass the driving test tomorrow? — He’s practiced for months; he <b>is bound to pass</b>.

Are they likely to arrive before dinner? — No, the traffic is terrible, so they <b>are unlikely to be</b> here before eight.

Look at those heavy grey clouds; it is bound to rain this afternoon.

Şu yoğun gri bulutlara bak; bu öğleden sonra kesin yağmur yağacak.

With such a high leap, the cat is sure to reach the top of the fridge.

Böyle yüksek bir sıçrayışla kedinin buzdolabının tepesine ulaşacağı kesin.

The cat is fast asleep, so it is unlikely to play with the toy mouse right now.

Kedi derin uykuda; bu yüzden şu anda oyuncak fareyle oynaması pek olası değil.

If you work without taking a break, you are bound to make mistakes.

Hiç mola vermeden çalışırsan hata yapman kaçınılmazdır.

Food prices are likely to rise again next winter.

Gıda fiyatlarının önümüzdeki kış tekrar artması muhtemel.

After such a clear presentation, the committee is certain to approve her project.

Böyle net bir sunumdan sonra komitenin onun projesini onaylayacağı kesin.

Kesinlik DerecesiGündelik B1 ÜslubuC1 / Resmî Üslup
Kaçınılmaz kesinlikIt will definitely happen.It is bound / certain / sure to happen.
Güçlü olasılıkPrices will probably rise.Prices are likely to rise.
Düşük olasılıkHe probably won’t agree.He is unlikely to agree.
Akademik cümleMaybe the policy will change.It is likely that the policy will change.

be bound to — Doğal akışa veya eldeki kanıta göre bir şeyin olmasının kaçınılmaz, yüzde yüz kesin olduğunu anlatan C1 kalıbı.

03

Kural, beklenti ve amaç: be supposed to ve be meant to

be supposed to + V1 bir kurala, anlaşmaya veya ortak beklentiye göre «yapılması gereken» işi anlatır; çoğu zaman gerçekte tam tersinin yapıldığını ima eder (You are supposed to be studying!). Geçmiş hali was / were supposed to + V1 ise «yapılması planlanmıştı ama yapılmadı» demektir; olumsuzu (not supposed to) kibar bir yasak bildirir.

be meant to + V1 buna çok yakındır ama özellikle bir şeyin tasarım amacını veya niyet edilen işlevini vurgular: This button is meant to stop the machine. İki yapı da «halk arasında öyle söyleniyor» anlamında (The new film is supposed / meant to be great) kullanılabilir.

Kısayolmustn’t sert bir emir gibi tınlarken aren’t supposed to kuralı dışarıdan, kibarca hatırlatır.

Why are you still at home? Aren’t you supposed to be at the dentist’s? — The dentist called this morning and moved my appointment to Friday.

The cat is supposed to be working, but it is fast asleep on the forms.

Kedinin şu an çalışıyor olması gerekiyor ama formların üstünde mışıl mışıl uyuyor.

The cat isn’t supposed to lie on my open book while I’m studying.

Ben ders çalışırken kedinin açık kitabımın üstünde yatmaması gerekiyor (kural bu).

We were supposed to fly to Rome yesterday, but the flight was canceled.

Dün Roma’ya uçmamız gerekiyordu (planımız oydu) ama uçuş iptal edildi.

This quiet room is meant to be used for individual study only.

Bu sessiz oda yalnızca bireysel çalışma için kullanılmak üzere tasarlanmıştır.

You aren’t supposed to park in front of the hospital entrance.

Hastane girişinin önüne park etmemeniz gerekiyor (yasak).

I haven’t tried the new bakery yet, but their bread is supposed to be delicious.

Yeni fırını henüz denemedim ama ekmeklerinin çok lezzetli olduğu söyleniyor.

DurumDoğrudan / Sert ÜslupDolaylı / C1 Üslubu
Görev / KuralYou must wear a badge here.You are supposed to wear a badge here.
Yasak hatırlatmaYou mustn’t enter this room.You aren’t supposed to enter this room.
Gerçekleşmeyen planHe planned to call, but forgot.He was supposed to call, but forgot.
Kullanım amacıThey made this app to help students.This app is meant to help students.

be supposed to — Bir kural, plan veya anlaşma gereği bir şeyin yapılmasının beklendiğini (ancak çoğu zaman aksinin yaşandığını) anlatan yapı.

be meant to — Bir nesnenin veya kuralın hangi amaçla tasarlandığını, niyet edilen işlevini belirten yapı.

İpuçları

Testten önce bunları bil

  1. Kaçınılmaz kesinlik (be bound / sure / certain to) ve Olasılık (be likely / unlikely to)

    En sık hata: likely kelimesini zarf sanıp önüne be koymamak (She likely to win) ya da to sonrasına -ing getirmek (It is bound to raining · He is likely to coming). Bu yapılarda to mastar ekidir, arkasından yalın fiil (V1) gelir: It is bound to rain.

  2. Kural, beklenti ve amaç: be supposed to ve be meant to

    En sık hata: Konuşma dilinde d ve t sesleri kaynaştığı için yazıda He is suppose to come yazmak veya be fiilini unutarak I supposed to work demek! Doğrusu her zaman am / is / are / was / were supposed to + V1 biçimindedir.

04

Kendini dene

Cevaba dokun — neden öyle olduğunu birlikte görelim.

The sky is completely covered with dark clouds; it is bound soon.

be bound to kalıbında to mastar ekidir ve arkasından yalın fiil (to rain) alır; bound to raining yanlıştır.

Zeynep has studied day and night for months, so she is certain the exam.

Zeynep aylardır gece gündüz çalıştı; bu yüzden sınavı geçeceği kesin. be certain / sure sıfatlarından sonra to + V1 (to pass) gelir.

The cat is sleeping on the desk, although it is check the office forms today.

Beklenti ve görev bildiren kalıp is supposed to + V1 biçimindedir; sonundaki -d harfi düşmez (suppose to yanlıştır).

We meet Bora at eight o’clock last night, but his train was canceled.

Dün gece saat sekizde Bora’yla buluşmamız gerekiyordu ama treni iptal edildi. last night ve geçmişte gerçekleşmeyen bir plan olduğu için were supposed to seçilir; supposed to önüne be almadan kullanılmaz.

The cat is deeply asleep in its basket, so it is very chase the toy mouse now.

Kedi derin uykuda (deeply asleep) olduğu için şu an oyuncak fareyi kovalaması pek olası değildir → unlikely to.

Visitors take photos inside the museum; there are clear warning signs everywhere.

Ziyaretçilerin müzenin içinde fotoğraf çekmemesi gerekiyor; her yerde açık uyarı tabelaları var. Kural ve yasak bildiren olumsuz yapı aren’t supposed to + V1 ile kurulur; be olmadan veya don’t ile yapılmaz.

This small pocket inside the backpack hold your keys and bus card safely.

Sırt çantasının içindeki bu küçük cep, anahtarlarınızı ve otobüs kartınızı güvenle tutmak için tasarlanmıştır. Bir eşyanın tasarım amacını anlatan yapı is meant to + V1 biçimindedir.

Energy prices are likely again next winter if demand stays high.

Talep yüksek kalırsa enerji fiyatlarının önümüzdeki kış tekrar artması muhtemeldir. be likely arkasından to + V1 (to rise) alır.

Alıştırma bitti — –

Fotoğraflı anlatımla tekrar etmek istersen resimli derse geç.

0/8 · soru cevaplandı

Resimli ders
undefined