İngilizce

Past perfect continuous (had been -ing)

The cat had been waiting for hours.

01

Geçmiş süreç ve iz kelimeleri

Geçmişteki bir olaydan daha önce başlamış ve o ana kadar devam etmiş eylemleri ya da geçmişte gözle görülür bir iz bırakmış süreçleri anlatırken past perfect continuous kullanılır.

İngilizceTürkçe
for hourssaatlerdir, saatler boyunca
all morningbütün sabah boyunca
all daybütün gün boyunca
before… -meden önce, daha önce
exhaustedbitkin, çok yorgun
pawspatiler
soiltoprak
out of breathnefes nefese
02

Geçmişte süren süreç ve izi: had been + -ing

Geçmişteki bir olaydan ya da andan (when he arrived, at half past nine) daha önce başlamış ve o ana kadar sürmüş eylemleri anlatmak için bütün öznelerle had been + fiil-ing kullanılır.

Eylem o geçmiş anda az önce bitmiş olsa bile, geçmişteki gözle görülür sonucunu ve sebebini (yorgunluk, ıslak tüyler, çamurlu patiler) açıklarken de bu yapı seçilir.

KısayolKısa biçimler: I had been = I’d been · she had been = she’d been · they had been = they’d been · had not been = hadn’t been

How long had you been waiting when the bus finally came? — I<b>’d been waiting</b> for forty minutes.

Why was Emre out of breath when he arrived? — Because he <b>had been running</b> all the way to the station.

At half past nine, the cat had been waiting in the office for two hours.

Saat dokuz buçukta kedi iki saattir ofiste bekliyordu.

The cat’s fur was wet because it had been sitting in the rain.

Kedinin tüyleri ıslaktı çünkü yağmurun altında oturuyordu.

The cat had muddy paws because it had been digging in the wet soil.

Kedinin patileri çamurluydu çünkü ıslak toprağı kazıyordu.

The cat yawned at the desk because it had been working all morning.

Kedi masada esnedi çünkü bütün sabah çalışıyordu.

She was tired because she had been running in the park.

Yorgundu çünkü parkta koşmuştu (koşma süreci onu yormuştu).

He hadn’t been sleeping well before the exam.

Sınavdan önceki günlerde pek iyi uyumuyordu.

When we stepped outside, the street was wet because it had been raining.

Dışarı çıktığımızda sokak ıslaktı çünkü yağmur yağmıştı.

BiçimİngilizceTürkçe
olumluWe had been driving for three hours before we stopped.Durmadan önce üç saattir araba sürüyorduk.
görünen sonuçHer eyes were red because she had been crying.Gözleri kızarmıştı çünkü ağlıyordu.
olumsuzThey hadn’t been living there long when the storm hit.Fırtına vurduğunda uzun süredir orada yaşamıyorlardı.
soruHow long had it been snowing when you woke up?Uyandığında ne zamandır kar yağıyordu?

past perfect continuous — Geçmişteki bir olaydan önce başlamış, o ana kadar sürmüş ya da o anda iz bırakmış eylem zamanı (had been + fiil-ing).

03

had been -ing mi, had + V3 mü? · durum fiilleri

İki yapı arasındaki nüans, present perfect ayrımının geçmişteki ikizidir: eylemin ne kadar sürdüğüne (sürece) odaklanıyorsak had been + fiil-ing; eylemin tamamlandığına veya kaç tane / kaç kez yapıldığına odaklanıyorsak had + V3 seçilir.

Durum fiilleri (know, believe, want, like, own ve «sahip olmak» anlamındaki have) -ing almadığı için süre verilse bile her zaman had + V3 ile kurulur.

Kısayol«Ne kadar süredir yapıyordu?» sorusu had been -ing; «Kaç tane bitmişti?» ya da durum fiili had + V3 ister.

Before the exam, I had read all five books on the desk.

Sınavdan önce masadaki beş kitabın hepsini okumuştum (miktar belli, bitti).

I had been reading for hours when the cat lay down on my book.

Kedi kitabımın üstüne yattığında saatlerdir kitap okuyordum (odak: geçen süre).

By the time I came into the kitchen, the cat had eaten everything in the bowl.

Ben mutfağa girene kadar kedi kaptaki her şeyi yemişti (eylem tamamlanmış).

Before they took that train, Tom had known the cat for three years.

O trene binmelerinden önce Tom kediyi üç yıldır tanıyordu (know -ing almaz).

By noon, Zeynep had written six reports.

Öğleye kadar Zeynep altı rapor yazmıştı (sayı belli → had + V3).

Zeynep’s fingers hurt because she had been typing since eight in the morning.

Zeynep’in parmakları ağrıyordu çünkü sabah sekizden beri yazı yazıyordu (süreç).

Ölçüthad been + -ing (Süreç)had + V3 (Sonuç / Durum)
Odak noktasıEylemin süresi ve devamlılığı (How long?)Tamamlanan iş ya da sayı (How many?)
KarşılaştırmaHe had been reading for hours.He had read three books.
Sayı / miktar varsaKullanılmazShe had drunk four cups of coffee before noon.
Durum fiili (know, have, own)Kullanılmaz (had been knowing YOK)We had known each other for years.

duration before a past point — Geçmişteki bir olaydan önce ne kadar süre geçtiğini bildiren süreç (for hours, since morning + had been -ing).

İpuçları

Testten önce bunları bil

  1. Geçmişte süren süreç ve izi: had been + -ing

    En sık hata: I was waiting for an hour when he came. Geçmişteki bir ana kadar ne kadar süre geçtiği (for an hour, since morning, all day) veriliyorsa was / were + -ing kullanılmaz; I had been waiting for an hour when he came. denir.

  2. had been -ing mi, had + V3 mü? · durum fiilleri

    En sık hata: We had been knowing each other for ten years ya da He had been having that car since 2018 demek! know ve «sahip olmak» anlamındaki have durum fiilidir; doğrusu had known ve had had biçimidir.

  3. had been -ing mi, had + V3 mü? · durum fiilleri

    Nüans: live, work, study, teach fiilleriyle geçmişteki bir süreyi anlatırken had been living ile had lived arasında anlam farkı neredeyse yoktur; ikisi de doğrudur.

04

Kendini dene

Cevaba dokun — neden öyle olduğunu birlikte görelim.

The cat’s white chest was dirty because it in the wet garden bed before I called it inside.

Kedinin beyaz göğsü kirliydi çünkü ben onu içeri çağırmadan önce ıslak bahçe toprağında oynuyordu. Ana cümle geçmiş zamandadır (was dirty, called); geçmişteki bu sonucun öncesindeki süreç had been playing ile anlatılır. has been playing şimdiki zamana bağlanır.

When the bus finally arrived at the stop, we in the cold wind for forty-five minutes.

Otobüs sonunda durağa geldiğinde kırk beş dakikadır soğuk rüzgârda bekliyorduk. Geçmişteki bir ana (when the bus arrived) kadar ne kadar süredir devam ettiği (for forty-five minutes) verildiği için were waiting değil had been waiting seçilir.

Before they moved to Izmir last year, they each other for more than ten years.

Geçen yıl İzmir’e taşınmalarından önce birbirlerini on yıldan uzun süredir tanıyorlardı. know bir durum fiilidir (state verb) ve -ing almaz; geçmişin geçmişinde süre anlatırken had known kullanılır.

By the time I came into the kitchen, the white bowl was empty; the cat all the milk.

Ben mutfağa girene kadar beyaz kap boşalmıştı; kedi bütün sütü içmişti. Kaptaki sütün tamamen bittiği (empty · all the milk) vurgulandığı için süreç değil, tamamlanmış eylem (had drunk) seçilir.

How long the piano before she gave her first concert in 2022?

Ada 2022’de ilk konserini vermeden önce ne zamandır piyano öğreniyordu? Geçmişteki bir olaydan (before she gave her first concert) önceki süreyi sorarken How long had + özne + been + -ing? kullanılır.

The cat stretched on the grey blanket; it peacefully for hours before I opened the curtains.

Kedi gri battaniyenin üzerinde gerindi; ben perdeleri açmadan önce saatlerdir mışıl mışıl uyuyordu. Geçmişteki iki olaydan (stretched, opened) daha önce saatlerce sürmüş olan uyku had been sleeping ile anlatılır.

Before the power went out at ten, Burak five emails to the new clients.

Saat onda elektrik kesilmeden önce Burak yeni müşterilere beş e-posta göndermişti. Kaç tane tamamlandığı (five emails) söylendiği için süreç zamanı (-ing) değil, tamamlanmış had sent kullanılır.

Selin had a bad headache last night because she at the computer screen since early morning.

Selin’in dün gece şiddetli bir baş ağrısı vardı çünkü sabahın erken saatlerinden beri bilgisayar ekranına bakıyordu. Dün geceki baş ağrısının (had a bad headache last night) öncesinde sabahtan beri süren eylem had been looking ile ifade edilir.

Alıştırma bitti — –

Fotoğraflı anlatımla tekrar etmek istersen resimli derse geç.

0/8 · soru cevaplandı

Resimli ders
undefined