Pişmanlık, kaçan fırsat ve gereksiz eylem kalıpları
Geçmişte yapılmamış bir şey için pişmanlık veya sitem («yapmalıydın ama yapmadın»), kullanılmamış bir imkân («yapabilirdin ama yapmadın») ya da boşuna yapılmış bir iş («gerek yoktu ama yaptın») anlatılırken yine kip fiili + have + V3 yapısı kullanılır.
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| should have + V3 | … yapmalıydı (ama yapmadı — pişmanlık / eleştiri) |
| shouldn’t have + V3 | … yapmamalıydı (ama yaptı — pişmanlık / sitem) |
| ought to have + V3 | … yapmalıydı (should have + V3 ile eş anlamlı) |
| could have + V3 | … yapabilirdi (imkânı / fırsatı vardı ama yapmadı) |
| couldn’t have + V3 | istese de … yapamazdı (imkânı yoktu) |
| needn’t have + V3 | … yapmasına gerek yoktu (ama boşuna yaptı) |
| didn’t need to + V1 | … yapmasına gerek yoktu (ve bu yüzden yapmadı) |
| soaking wet | sırılsıklam |
Pişmanlık ve eleştiri: should have + V3 · shouldn’t have + V3
should have + V3 geçmişte doğru veya iyi olan bir şeyin yapılmadığını söyler: You should have told me («Bana söylemeliydin — ama söylemedin»). Kendimiz için kullandığımızda pişmanlık, başkası için kullandığımızda eleştiri / sitem bildirir.
shouldn’t have + V3 ise tam tersidir: geçmişte hata olan bir şeyin yapıldığını anlatır (I shouldn’t have said that = «Onu söylememeliydim — ama ağzımdan çıktı»). ought to have + V3 de aynı anlamın biraz daha resmî biçimidir.
KısayolKısa biçimler: should have = should’ve · should not have = shouldn’t have · could have = could’ve · need not have = needn’t have
I failed the driving test this morning. — You <b>should have practiced</b> more before the exam.
Why is Mert upset with you? — I <b>shouldn’t have laughed</b> at his mistake yesterday.
The cat’s fur is soaking wet. It shouldn’t have sat outside in the rain.
Kedinin tüyleri sırılsıklam. Dışarıda yağmurun altında oturmamalıydı.
The train is leaving now. The cat should have arrived at the station earlier.
Tren şimdi kalkıyor. Kedi istasyona daha erken varmalıydı (ama geç kaldı).
The suitcase is too full to close. I shouldn’t have packed so many clothes.
Bavul kapanmayacak kadar dolu. Bu kadar çok kıyafet koymamalıydım.
You should have told me that you needed help.
Yardıma ihtiyacın olduğunu bana söylemeliydin (ama söylemedin).
I should have set two alarms last night; I overslept this morning.
Dün gece iki alarm kurmalıydım; bu sabah uyuyakaldım.
We ought to have booked a table in advance; the restaurant is full.
Önceden masa ayırtmalıydık; restoran tamamen dolu.
| Kalıp | Örnek cümle | Gerçekte olan |
|---|---|---|
| should have + V3 | You should have called me. (Aramalıydın.) | Aramadın (You didn’t call me). |
| shouldn’t have + V3 | I shouldn’t have bought this jacket. (Almamalıydım.) | Aldım ve pişmanım (I bought it). |
| ought to have + V3 | She ought to have waited for us. (Beklemeliydi.) | Beklemedi (She didn’t wait). |
past regret & criticism — Geçmişte yapılan ya da yapılmayan bir eylem için duyulan pişmanlık ve eleştiri (should / shouldn’t have + V3).
Kaçan fırsat (could have + V3) ve needn’t have + V3 ↔ didn’t need to + V1 farkı
could have + V3 bu derste tahmin değil, geçmişte elimizde olan ama kullanmadığımız bir fırsatı / imkânı anlatır: You could have stayed with us («Bizde kalabilirdin — imkân vardı ama otele gittin»). should have «görev/doğru olanı», could have ise «seçenek/fırsatı» vurgular.
Büyük nüans: Türkçede ikisi de «gerek yoktu» diye çevrilse de İngilizcede needn’t have + V3 ile didn’t need to + V1 birbirinden farklıdır: needn’t have + V3 «gerek yoktu ama boşuna yaptın»; didn’t need to + V1 ise «gerek yoktu, o yüzden yapmadın» demektir.
KısayolSoruda eylemin gerçekte yapılıp yapılmadığına bak: boşuna yapıldıysa needn’t have + V3, hiç yapılmadıysa didn’t need to + V1.
Both baskets were empty, so the cat could have chosen either of them.
İki sepet de boştu; kedi ikisinden birini seçebilirdi.
The cat isn’t hungry at all. I needn’t have filled its bowl right now.
Kedi hiç aç değilmiş. Kabını şimdi doldurmama gerek yokmuş (ama doldurdum).
The bakery was already closed, so we needn’t have walked all the way here.
Fırın zaten kapalıymış; buraya kadar yürümemize gerek yokmuş (boşuna yürüdük).
Why did you walk in the rain? You could have taken my umbrella!
Neden yağmurda yürüdün? Şemsiyemi alabilirdin (fırsatın vardı ama almadın)!
I needn’t have cooked so much food; nobody was very hungry.
Bu kadar çok yemek pişirmeme gerek yokmuş; kimse pek aç değildi (ama pişirdim).
It was Sunday, so I didn’t need to get up early and slept until ten.
Pazar günüydü; erken kalkmama gerek yoktu, ben de ona kadar uyudum (kalkmadım).
| Kalıp | Anlam ve nüans | Örnek |
|---|---|---|
| needn’t have + V3 | Gerek yoktu ama boşuna yapıldı | I needn’t have brought my coat; it was warm. (Getirdim ama boşuna.) |
| didn’t need to + V1 | Gerek yoktu ve yapılmadı | I knew it was warm, so I didn’t need to bring a coat. (Getirmedim.) |
| could have + V3 | İmkân / fırsat vardı ama kullanılmadı | We could have gone by train. (Gidebilirdik — seçenek vardı.) |
| should have + V3 | Doğru olan buydu ama yapılmadı | We should have gone by train. (Gitmeliydik — hata ettik.) |
unnecessary action — Gereksiz eylem. Yapıldıktan sonra gereksiz olduğu anlaşılan işler için needn’t have + V3 kullanılır.
Testten önce bunları bil
- Pişmanlık ve eleştiri: should have + V3 · shouldn’t have + V3
En sık hata: You should told me ya da You should have tell me demek! should + V1 şimdiki/gelecek zaman tavsiyesidir; geçmişteki pişmanlık için araya mutlaka have + V3 girer: You should have told me.
- Pişmanlık ve eleştiri: should have + V3 · shouldn’t have + V3
Konuşma dilinde should’ve ve could’ve çok yaygındır; yazarken bunları should of / could of diye yazmamaya dikkat et.
- Kaçan fırsat (could have + V3) ve needn’t have + V3 ↔ didn’t need to + V1 farkı
En sık hata: needn’t have + V3 ile didn’t need to + V1 kalıplarını aynı sanmak! Cümlenin devamında «ama yaptım / boşuna uğraştım» anlamı varsa needn’t have + V3; «bu yüzden yapmadım» anlamı varsa didn’t need to + V1 seçilir.
- Kaçan fırsat (could have + V3) ve needn’t have + V3 ↔ didn’t need to + V1 farkı
Dikkat: needn’t bir kip fiili gibi çalışır, arkasından to almaz (needn’t to have YANLIŞTIR → needn’t have + V3).
Kendini dene
Cevaba dokun — neden öyle olduğunu birlikte görelim.
You knew I was worried about you. You me as soon as you landed.
The cat is yawning at the desk. It up so late last night.
Why did you pay for a taxi? I have a car — I you to the airport for free!
I watered the garden for an hour, and ten minutes later it started pouring. I it at all!
The museum was free on Sunday, so we for tickets; we just walked right in.
The cat’s chest and paws are covered in mud. It into the wet flower bed.
I have a terrible stomachache now. I really that third slice of cake.
Zeynep already knew about the change of plan, so Emre her a long email, even though he did.
Alıştırma bitti — –
Fotoğraflı anlatımla tekrar etmek istersen resimli derse geç.
0/8 · soru cevaplandı