V1, V2, V3 ne demek, nerede kullanılır?
İngilizce fiillerin üç ana biçimi vardır. V1 yalın hâldir (go), V2 geçmiş zaman biçimidir (went), V3 ise 3. hâl, yani past participle biçimidir (gone). Düzenli fiillerde V2 ve V3 aynıdır ve -ed ile biter: work → worked → worked.
Düzensiz fiillerde bu kural işlemez; biçimler tek tek öğrenilir. İyi haber şu: günlük İngilizcede sık kullanılan düzensiz fiil sayısı yüz civarındadır ve çoğu birkaç kalıba toplanır. Aşağıdaki tablolar fiilleri bu kalıplara göre ayırır; tek tek değil, kalıp kalıp ezberlemek çok daha kolaydır.
| Biçim | Nerede kullanılır? | Örnek |
|---|---|---|
| V1 (yalın) | geniş zaman, emir, will / can / to sonrası | I go to work by bus. |
| V2 (geçmiş) | yalnız olumlu past simple | I went to Izmir last summer. |
| V3 (3. hâl) | have / has / had sonrası, edilgen yapı (be + V3) | She has gone home. · The cup was broken. |
| V1 (yine) | did / didn’t sonrası: soru ve olumsuz | Did you go? · I didn’t go. |
Soru ve olumsuzda V2 kullanılmaz: «Did you went?» yanlış, «Did you go?» doğru. Geçmişi did zaten taşır.
KısayolYardımcı fiile bak: have / has / had ya da am / is / are / was / were varsa V3; did / didn’t varsa V1; hiç yardımcı fiil yoksa ve cümle geçmişteyse V2.
I went to the market and bought some bread.
Markete gittim ve biraz ekmek aldım. (V2 + V2)
Have you ever eaten sushi?
Hiç suşi yedin mi? (have + V3)
Üçü aynı olanlar: cut – cut – cut
En kolay grup budur: üç biçim de aynı yazılır. Bu fiillerin çoğu kısadır ve -t ya da -d ile biter. Hangi biçimin kullanıldığını cümledeki zaman ifadesi ve yardımcı fiil söyler: I cut my finger yesterday (V2), I have cut my finger (V3).
| V1 | V2 | V3 | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| bet | bet | bet | bahse girmek |
| cost | cost | cost | tutmak, mal olmak |
| cut | cut | cut | kesmek |
| hit | hit | hit | vurmak, çarpmak |
| hurt | hurt | hurt | acıtmak, incitmek |
| let | let | let | izin vermek |
| put | put | put | koymak |
| quit | quit | quit | bırakmak (işi, alışkanlığı) |
| read | read | read | okumak (V2 ve V3 «red» okunur) |
| set | set | set | kurmak, ayarlamak |
| shut | shut | shut | kapatmak |
| spread | spread | spread | yaymak, sürmek |
read yazılışta üçü de aynıdır ama okunuş değişir: V1 «riid», V2 ve V3 «red». I read a book yesterday cümlesinde fiil «red» okunur.
This jacket cost a lot of money.
Bu ceket çok paraya mal oldu.
Please put your bag under the chair.
Lütfen çantanı sandalyenin altına koy.
İkinci ve üçüncüsü aynı olanlar: buy – bought – bought
En kalabalık grup budur: V2 ve V3 aynıdır, yalnız V1 farklıdır. Bu fiillerde bir biçimi öğrenmek ikisini birden öğrenmek demektir. İçinde -ought / -aught sesi olanlar (bought, brought, caught, taught, thought, fought) ayrı bir küçük aile oluşturur; hepsi «ot» diye okunur.
| V1 | V2 | V3 | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| bring | brought | brought | getirmek |
| build | built | built | inşa etmek |
| buy | bought | bought | satın almak |
| catch | caught | caught | yakalamak |
| dig | dug | dug | kazmak |
| feed | fed | fed | beslemek |
| feel | felt | felt | hissetmek |
| fight | fought | fought | kavga etmek, savaşmak |
| find | found | found | bulmak |
| get | got | got / gotten | almak, olmak (gotten Amerikan) |
| hang | hung | hung | asmak |
| have | had | had | sahip olmak |
| hear | heard | heard | duymak |
| hold | held | held | tutmak |
| keep | kept | kept | saklamak, tutmak |
| lay | laid | laid | sermek, (bir şeyi) yatırmak |
| lead | led | led | yönetmek, götürmek |
| leave | left | left | ayrılmak, bırakmak |
| lend | lent | lent | ödünç vermek |
| V1 | V2 | V3 | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| lose | lost | lost | kaybetmek |
| make | made | made | yapmak |
| mean | meant | meant | anlamına gelmek, kastetmek |
| meet | met | met | tanışmak, buluşmak |
| pay | paid | paid | ödemek |
| say | said | said | söylemek |
| sell | sold | sold | satmak |
| send | sent | sent | göndermek |
| shoot | shot | shot | ateş etmek, çekim yapmak |
| sit | sat | sat | oturmak |
| sleep | slept | slept | uyumak |
| spend | spent | spent | harcamak, (zaman) geçirmek |
| stand | stood | stood | ayakta durmak |
| stick | stuck | stuck | yapıştırmak, takılmak |
| teach | taught | taught | öğretmek |
| tell | told | told | anlatmak, söylemek |
| think | thought | thought | düşünmek |
| understand | understood | understood | anlamak |
| win | won | won | kazanmak |
We have lost our keys again.
Anahtarlarımızı yine kaybettik.
My grandfather taught me to swim.
Bana yüzmeyi dedem öğretti.
Üçü farklı olanlar: go – went – gone
Bu grupta üç biçim de farklıdır ve en çok hata burada yapılır, çünkü V2 ile V3 karıştırılır. Çoğu V3 -n / -en ile biter (taken, given, written, seen); bu iz V3’ü V2’den ayırmanın en hızlı yoludur. Bir küçük aile de ünlü değiştirir: i → a → u (sing → sang → sung).
| V1 | V2 | V3 | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| be | was / were | been | olmak |
| begin | began | begun | başlamak |
| bite | bit | bitten | ısırmak |
| blow | blew | blown | esmek, üflemek |
| break | broke | broken | kırmak |
| choose | chose | chosen | seçmek |
| do | did | done | yapmak |
| draw | drew | drawn | çizmek |
| drink | drank | drunk | içmek |
| drive | drove | driven | araba sürmek |
| eat | ate | eaten | yemek |
| fall | fell | fallen | düşmek |
| fly | flew | flown | uçmak |
| forget | forgot | forgotten | unutmak |
| forgive | forgave | forgiven | affetmek |
| freeze | froze | frozen | donmak |
| give | gave | given | vermek |
| go | went | gone | gitmek |
| grow | grew | grown | büyümek, yetiştirmek |
| V1 | V2 | V3 | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| hide | hid | hidden | saklamak, saklanmak |
| know | knew | known | bilmek, tanımak |
| ride | rode | ridden | (at, bisiklet) binmek |
| ring | rang | rung | (zil, telefon) çalmak |
| rise | rose | risen | yükselmek, (güneş) doğmak |
| see | saw | seen | görmek |
| shake | shook | shaken | sallamak |
| show | showed | shown | göstermek |
| sing | sang | sung | şarkı söylemek |
| sink | sank | sunk | batmak |
| speak | spoke | spoken | konuşmak |
| steal | stole | stolen | çalmak (hırsızlık) |
| swim | swam | swum | yüzmek |
| take | took | taken | almak, götürmek |
| tear | tore | torn | yırtmak |
| throw | threw | thrown | fırlatmak, atmak |
| wake | woke | woken | uyanmak, uyandırmak |
| wear | wore | worn | giymek, takmak |
| write | wrote | written | yazmak |
KısayolV3 çoğu zaman -n ile biter (eaten, given, known, seen). Cümlede have ya da was görüp de elinde -n’siz bir biçim varsa (ate, gave, knew, saw) büyük ihtimalle V2’yi yazmışsındır.
I have never seen snow.
Hiç kar görmedim.
The letter was written in English.
Mektup İngilizce yazılmıştı.
Örnek. Boşluğu doldurun: She has ___ (speak) to the manager.
- Yardımcı fiile bakın: has var, demek ki V3 gerekiyor.
- Fiilin üç biçimi: speak → spoke → spoken.
- spoke V2’dir ve has ile kullanılmaz.
CevapShe has spoken to the manager.
Birinci ve üçüncüsü aynı olanlar: come – came – come
Küçük ama çok sık kullanılan bir grup: V3, V1’in kendisidir. come, become, run fiillerinde ortadaki V2 farklıdır, ama have ile tekrar yalın biçime dönülür: She has come, He has become a doctor, I have run five kilometers. beat ise tersidir: V1 ve V2 aynı, V3 farklı.
| V1 | V2 | V3 | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| become | became | become | olmak (hâline gelmek) |
| come | came | come | gelmek |
| run | ran | run | koşmak |
| beat | beat | beaten | yenmek, dövmek |
Örnek. Hangisi doğru: Mert has ___ home. (came / come)
- has var, V3 gerekiyor.
- come → came → come: V3, V1 ile aynı.
- came V2’dir; Mert came home derken kullanılır.
CevapMert has come home.
The bus came late, so we ran to school.
Otobüs geç geldi, biz de okula koştuk. (V2 + V2)
Sık karışan çiftler ve Amerikan–İngiliz farkı
Bazı fiiller birbirine çok benzediği için biçimleri karışır. En tehlikelisi lie fiilidir: «uzanmak» anlamında düzensizdir (lie → lay → lain), «yalan söylemek» anlamında düzenlidir (lie → lied → lied). Üstelik «uzanmak»ın V2’si olan lay, «bir şeyi yatırmak, sermek» anlamındaki başka bir fiilin V1’idir.
| Çift | Biçimler | Fark |
|---|---|---|
| uzanmak · yalan söylemek | lie – lay – lain · lie – lied – lied | aynı yazılış, iki ayrı fiil |
| yatırmak, sermek | lay – laid – laid | nesne alır: lay the table |
| hissetmek · düşmek | feel – felt – felt · fall – fell – fallen | felt ↔ fell karışır |
| ayrılmak · yaşamak | leave – left – left · live – lived – lived | left ↔ lived |
| yükselmek · kaldırmak | rise – rose – risen · raise – raised – raised | raise düzenli ve nesne alır |
| öğretmek · düşünmek | teach – taught · think – thought | yazılışı yakın, anlamı başka |
Bazı fiillerin Amerikan ve İngiliz İngilizcesinde farklı biçimleri vardır. Amerikan İngilizcesinde get fiilinin V3’ü çoğu zaman gottendir (It has gotten cold); İngiliz İngilizcesinde got kullanılır. learn, dream, burn Amerikan İngilizcesinde düzenlidir (learned, dreamed, burned); İngiliz İngilizcesinde learnt, dreamt, burnt da yaygındır. İkisi de doğrudur; bir metinde tek birini seçin.
find «bulmak»tır (found). Ama found kendi başına «kurmak» anlamında düzenli bir fiildir: found → founded → founded. The company was founded in 1990 = şirket kuruldu.
I felt tired, so I lay on the sofa.
Yorgun hissettim, kanepeye uzandım.
Testten önce bunları bil
- have / has / had arkasına V2 gelmez
I have went, She has saw en sık hatadır. Bu yardımcı fiiller her zaman V3 ister: I have gone, She has seen.
- Edilgen yapı da V3 ister
The window was broke değil, The window was broken. am / is / are / was / were + V3.
- did / didn’t arkasında V1
Geçmişi did taşıdığı için fiil yalın kalır: Did you see it? (Did you saw değil).
- Düzensize -ed ekleme
goed, buyed, teached, catched diye biçim yoktur. Fiili tanımıyorsan bu tablodan bak: went, bought, taught, caught.
- taught ↔ thought
taught «öğretti», thought «düşündü». Yazılışları yakın olduğu için sınavda çeldirici olarak çok çıkar.
Kendini dene
Cevaba dokun — neden öyle olduğunu birlikte görelim.
Dün sinemaya gittim: I to the cinema yesterday.
She has her keys again.
The window was by the wind.
Have you ever a horse?
Hangi fiilin üç biçimi de aynıdır?
speak fiilinin V3 biçimi hangisidir?
They their old car last month.
I had never such a big fish before.
«Uzanmak» anlamındaki lie fiilinin V2 biçimi hangisidir?
2020’de Ece Bursa’da bir okulda İngilizce öğretti: In 2020, Ece English at a school in Bursa.
Alıştırma bitti — –
Sıradaki konu: Zamanlar tablosu.
0/10 · soru cevaplandı