Söz öbeği nedir ve neden kurulur
Türkçede tek bir sözcüğün karşılamaya yetmediği durumları, nesneleri veya duyguları ifade etmek için birden çok sözcük yan yana gelerek söz öbeği (kelime grubu) oluşturur. Söz öbeği oluşturan sözcükler cümle içinde tek bir kavram gibi davranır ve ögelerine ayrılırken bölünmez.
Cümledeki «ağır ağır», «sabaha doğru», «aslan gibi çocuk», «çıt çıkarmadan» gibi yapılar birer söz öbeğidir. Bu yapılar anlatıma canlılık katar, anlamı pekiştirir ya da sözcükler arasında anlam köprüleri kurar.
KısayolSöz öbeğini oluşturan sözcükler tek bir anlama hizmet eder; cümlenin ögeleri bulunurken veya anlam çözümlenirken asla birbirinden koparılmaz.
| Öbek Türü | Örnek Yapı | Temel İşlevi |
|---|---|---|
| İkileme | «adım adım», «eğri büğrü» | Anlamı güçlendirmek, pekiştirmek veya süreklilik bildirmek |
| Yansıma öbeği | «şırıl şırıl», «çatır çutur» | Doğadaki sesleri taklit ederek somut tasvir yapmak |
| Edat öbeği | «dağ gibi», «akşama kadar» | Zaman, benzerlik, amaç veya yön ilgisi kurmak |
| Kalıplaşmış söz grubu | «el üstünde tutmak», «dili tutulmak» | Mecazi ve simgesel bir durum bildirmek |
Söz öbeğinde yer alan sözcüklerin sırası çoğunlukla kalıplaşmıştır. «Gide gele» yerine «gele gide» demek Türkçenin anlatım doğallığına uymaz.
İkilemeler ve kuruluş yolları
Anlatımı daha etkili kılmak, anlamı pekiştirmek veya zenginleştirmek amacıyla iki sözcüğün belirli kurallarla bir arada kullanılmasına ikileme denir. İkilemeler Türkçede sözcük hazinesinin en yaratıcı alanlarından biridir.
| Kuruluş Yolu | Örnek İkilemeler | Özellik |
|---|---|---|
| Aynı sözcüğün tekrarı | «yavaş yavaş», «koşa koşa» | Aynı kök yinelenir; pekiştirme sağlar |
| Eş / Yakın anlamlı | «akıl fikir», «doğru dürüst», «ses seda» | Birbirine yakın anlamlar güç katar |
| Zıt (karşıt) anlamlı | «aşağı yukarı», «gece gündüz», «az çok» | Karşıt kavramlarla geniş bir sınır çizilir |
| Biri anlamlı, biri anlamsız | «eğri büğrü», «çer çöp», «yırtık pırtık» | İkinci sözcük tek başına kullanılmaz |
| İkisi de anlamsız sözcükler | «abur cubur», «eften püften», «mırın kırın» | İki sözcük de tek başına bir anlam taşımaz |
| «m» sesiyle türetilenler | «para mara», «kitap mitap», «ev mev» | Kapsamı genişletme ve önemsememe anlamı katar |
Örnek. Aşağıdaki ikilemelerin kuruluş yollarını belirleyin:
1. Gece gündüz durmadan çalıştı.
2. Üstünde eski püskü bir ceket vardı.
- 1. cümlede «gece» ile «gündüz» birbirinin zıt anlamlısıdır; zıt anlamlı sözcüklerle kurulmuştur.
- 2. cümlede «eski» anlamlıdır ancak «püskü» tek başına kullanılmaz; biri anlamlı biri anlamsız sözcükle kurulmuştur.
Cevap1: Zıt anlamlı sözcüklerle; 2: Biri anlamlı biri anlamsız sözcükle.
Yazım kuralıİkilemeler her zaman ayrı yazılır ve sözcüklerin arasına asla hiçbir noktalama işareti (virgül, kısa çizgi) konmaz.
Yansıma sözcükler ve yansıma öbekleri
Doğadaki canlı ya da cansız varlıkların çıkardığı seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklere yansıma sözcük denir. Yansıma sözcüğün temeli mutlaka işitme duyusuna dayanmalıdır.
- Su ve sıvı sesleri: «şırıl şırıl», «şıp şıp», «fokur fokur», «lıkır lıkır».
- Kırılma ve çarpma sesleri: «çat», «pat», «küt», «güm», «çatır çutur».
- Hayvan sesleri: «hav hav», «miyav», «vız vız», «meleme».
- İnsan sesleri: «kıkır kıkır», «horul horul», «hıçkırık».
Örnek. «Güneş pırıl pırıl parlıyordu.» ve «Dere şırıl şırıl akıyordu.» cümlelerindeki ikilemelerden hangisi yansımadır?
- «Pırıl pırıl» görme duyusuna hitap eder; ışıltıyı anlatır, bir ses taklidi değildir, yansıma sayılamaz.
- «Şırıl şırıl» ise suyun akarken çıkardığı sesin harflere dökülmüş taklididir; işitme duyusuna dayanır.
Cevap«Şırıl şırıl» yansımadır; «pırıl pırıl» yansıma değildir.
Işıltı, renk ve koku bildiren sözcükler (pırıl pırıl, ışıl ışıl, mis gibi) duyma duyusuna dayanmadığı için kesinlikle yansıma sözcük değildir.
Yansıma sözcüklerden ek alarak yeni sözcükler türetilir: «şırıl» → «şırıldamak», «çatır» → «çatırdamak», «vız» → «vızıldamak». Bu türemiş fiiller de ses taklidine dayandığı için yansıma kökenli sayılır.
Edat (ilgeç) öbekleri ve cümleye kattıkları anlamlar
Tek başına anlamı olmayan; ancak kendinden önceki sözcükle birleşerek cümle içinde anlam ilgisi kuran sözcüklere edat denir. Edatın bir sözcükle birleşmesiyle oluşan bütüne edat öbeği adı verilir.
| Edat | Örnek Öbek | Cümleye Kattığı Anlam |
|---|---|---|
| Gibi | «Buz gibi su», «Fırtına gibi koştu» | Benzerlik, nitelik veya çabukluk |
| Kadar | «Akşama kadar bekledik» | Zaman sınırı ya da ölçü/derece |
| İçin | «Kazanmak için çalıştı» | Amaç-sonuç veya neden-sonuç |
| Göre | «Bize göre hava hoş» | Kişisel görüş veya uygunluk |
| Doğru | «Sabaha doğru uyandı» | Zaman yaklaşımı veya yönelme |
| Rağmen / Karşın | «Yağmura rağmen yürüdü» | Karşıt duruma karşın eylem yapma |
Edat öbekleri cümlede çoğunlukla sıfat (nasıl nesne?) veya zarf (nasıl/ne zaman yapıldı?) görevinde kullanılır. «Aslan gibi çocuk» sıfat görevi görürken, «Aslan gibi dövüştü» zarf görevi görür.
KısayolEdat öbeğinin görevini bulmak için bağlandığı sözcüğe bak: isme bağlanırsa sıfat, fiile bağlanırsa zarftır.
Söz öbeklerinde anlam kayması ve kalıplaşma
Bazı söz öbekleri zaman içinde sözcüklerin gerçek anlamlarından sıyrılarak büsbütün mecazi bir yapıya kavuşur. «Göz ucuyla bakmak», «ayak diremek», «çantada keklik saymak» gibi ifadelerde sözcükler tek tek düşünüldüğünde anlamsızlaşır.
Bu tür öbekler anlatıma yoğunluk kazandırır. Okuma parçalarında veya sınavlarda söz öbeğinin anlamını bulmak için cümleden çıkarıldığında doğan anlam boşluğu incelenir.
Söz öbeğinin kalıbı bozulamaz; sözcüklerin yerine eş anlamlıları dahi getirilemez («ayak diremek» yerine «bacak diremek» denemez).
Testten önce bunları bil
- İkilemelerin arasına virgül konmaz
«Ağır, ağır yürüdü» yazımı yanlıştır; ikilemeler arasına hiçbir işaret girmez.
- Her ikileme yansıma değildir
«Pırıl pırıl» ışıktır (görme), yansıma yalnız kulağa gelen ses taklitleridir.
- Edat öbeğini tek sözcük gibi düşün
«Buz gibi su» tamlamasında «buz gibi» söz öbeği suyun sıfatıdır, bölünemez.
- Anlamsız sözcükleri tek başına kullanma
«Abur» ya da «mırın» tek başına kullanılamaz; yalnız ikileme içinde yaşarlar.
Kendini dene
Cevaba dokun — neden öyle olduğunu birlikte görelim.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme «zıt anlamlı» sözcüklerle kurulmuştur?
Hangisinde «biri anlamlı, biri anlamsız» sözcüklerden oluşmuş bir ikileme vardır?
Aşağıdaki ikilemelerden hangisi «yansıma» sözcüklerle oluşturulmuştur?
«Pırıl pırıl» ikilemesi neden bir yansıma sözcük olarak kabul edilmez?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir «edat öbeği» sıfat görevinde kullanılmıştır?
Aşağıdaki ikilemelerden hangisinde iki sözcük de tek başına kullanılamaz?
İkilemelerin yazımıyla ilgili aşağıdaki kurallardan hangisi doğrudur?
«Dağ gibi biriken çamaşırları görünce ne yapacağını şaşırdı.» cümlesinde «dağ gibi» öbeği cümleye hangi anlamı katmıştır?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansımadan türemiş bir sözcük vardır?
«Göz ucuyla bakmak» söz öbeğinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
Alıştırma bitti — –
Sıradaki konu: Deyimler ve atasözleri.
0/10 · soru cevaplandı