Kalıplar1 / 4
1. bölüm · Kalıplar
Randevu için on cümle
Doktor, kuaför, banka: randevu konuşması her yerde aynı sırayla gider. İstersin, gün ve saat konuşulur, sen teyit edersin.
Cümleye dokun; Almanca okunur.
2. bölüm · Gramer
Kibar istek: hätte, könnte, wäre
Türkçede kibarlaşırken fiili geçmişe atarsın: «isterdim», «verebilir miydiniz». Almanca da aynısını yapar: hätte, könnte, wäre.
Bu biçimler geçmişi değil kibarlığı anlatır. hätte’nin yanına gern eklemeyi unutma.
- Hätten Sie morgen etwas frei? – Ja, um elf Uhr.
- Wäre Freitag auch möglich? – Nein, leider nicht.
Düz istek yerine yumuşak istek
haben → hätteIch hätte gern einen Termin am Montag.
Pazartesi için bir randevu rica ediyorum.
haben → hätteDie Katze hätte gern einen frühen Termin.
Kedi erken bir randevu istiyor.
können → könnteKönnte ich zehn Minuten später kommen?
On dakika geç gelebilir miyim?
Hätten Sie nächste Woche Zeit?
Gelecek hafta vaktiniz olur mu?
Wäre Mittwoch auch möglich?
Çarşamba da mümkün olur mu?
Wir hätten am Freitag um zehn etwas frei.
Cuma saat onda bir boşluğumuz var.
Tuzak: Ich nehme einen Termin «randevu almak»ın birebir çevirisidir; Almanca böyle demez. Randevu istenir (Ich hätte gern …) ya da kararlaştırılır (vereinbaren).
Ich will einen Termin dilbilgisi olarak doğru ama telefonda emir gibi sert duyulur.
Düz ve daha kibar
| düz | daha kibar | |
|---|---|---|
| istek | Ich will einen Termin. | Ich hätte gern einen Termin. |
| vakit | Haben Sie morgen Zeit? | Hätten Sie morgen Zeit? |
| rica | Kann ich früher kommen? | Könnte ich früher kommen? |
| olasılık | Ist Freitag möglich? | Wäre Freitag möglich? |
3. bölüm · Gramer
am Montag, um halb zehn
Gün için am, saat için um: am Dienstag um zehn Uhr. Önce gün, sonra saat gelir.
Dikkat: halb zehn «on buçuk» değil, dokuz buçuktur. Almanca bir sonraki saate bakar.
- Passt es Ihnen am Dienstag? – Ja, das passt mir gut.
- Um wie viel Uhr? – Um halb zehn.
Gün, saat, hafta
halb zehn = 9:30Die Katze hat um halb zehn einen Termin.
Kedinin dokuz buçukta randevusu var.
Der Termin beim Friseur ist am Donnerstag.
Kuaför randevusu perşembe.
Wir treffen uns am Freitag um elf.
Cuma saat on birde buluşuyoruz.
Kommen Sie bitte um Viertel nach acht.
Lütfen sekizi çeyrek geçe gelin.
Die Praxis öffnet um Viertel vor acht.
Muayenehane sekize çeyrek kala açılıyor.
Ich habe nächste Woche Zeit.
Gelecek hafta vaktim var.
Tuzak: «dokuz buçuk» derken halb neun deme; o 8:30’dur. Doğrusu halb zehn.
«Bana uyar» = Das passt mir. Uyan şey randevudur, sen Dativ’de durursun; Ich passe yanlış.
nächste Woche ve diese Woche edat almaz: in nächste Woche yanlış.
Saat kaç?
| Saat | Almanca | Nasıl düşünülür |
|---|---|---|
| 8:30 | halb neun | dokuza yarım saat var |
| 9:30 | halb zehn | ona yarım saat var |
| 8:15 | Viertel nach acht | sekizi çeyrek geçe |
| 7:45 | Viertel vor acht | sekize çeyrek kala |
| 14:00 | vierzehn Uhr | resmî dil, 24 saat |
Gün için edat ile artikel birleşir:
- an + dem = am
- am Montag · am Abend · am 5. Mai
4. bölüm · Alıştırma
Randevuyu doğru kur
Doğru parçayı seç. Önce kendine sor: kibar mıyım, gün mü saat mi söylüyorum, randevuyu erteliyor muyum yoksa iptal mi ediyorum?
-
1Ich gern einen Termin.
Kibar istek Ich hätte gern …; Ich habe gern «severim» demek.
-
2
Sie morgen Zeit?
Muayenehanedeki görevliye kibarca soruyorsun.
Sie ile fiil -en alır: Hätten Sie; hättest yalnız du ile.
-
3Der Termin ist um .
Randevu dokuz buçukta.
halb bir sonraki saate bakar: 9:30 = halb zehn.
-
4
Der Termin ist Montag.
Gün am alır; um yalnız saat için.
-
5
— Passt es Ihnen am Dienstag? — Ja, das passt gut.
passen kişiyi Dativ’de ister: Das passt mir.
-
6
Ich bin krank. Ich muss den Termin leider .
Randevuya hiç gitmeyeceksin.
Randevu absagen ile iptal edilir; kündigen sözleşme feshidir.
-
7
Könnten wir den Termin auf Freitag ?
Randevuyu cumaya almak istiyorsun.
Başka güne almak = verschieben; absagen randevuyu tamamen bitirir.
-
8
Ich möchte einen Termin .
Randevu almak istiyorum.
«Randevu almak» birebir çevrilmez: einen Termin vereinbaren.