Şu an: kapıdan girip söyleyeceğin üç cümle
Doktordaki bütün ağrı cümleleri tek bir Dativ fiiline dayanıyor: weh tun. Halleri gördüysen bu sayfa sana kolay gelecek.
KısayolAğrıyı iki yoldan söylersin: isimle — Ich habe Kopfschmerzen — ya da fiille — Mir tut der Kopf weh. Fiilli yolda kişi Dativ olur: mir, ihm, meiner Mutter.
Muayenehanede ilk konuştuğun kişi doktor değil, resepsiyondaki görevli. Ondan üç şey ister: adın, doğum tarihin ve die Versichertenkarte — sigorta kartın. Kartı daha o sormadan uzatırsan konuşmanın yarısı biter.
- Guten Tag, ich habe einen Termin um zehn Uhr. İyi günler, saat onda randevum var. RANDEVUN VARSA · İLK CÜMLE
- Ich habe keinen Termin, aber ich habe starke Schmerzen. Randevum yok ama şiddetli ağrım var. RANDEVUSUZ GİTTİYSEN
- Ich bin zum ersten Mal hier. İlk kez geliyorum. YENİ HASTA · SORARLAR
| Görevli ne der | Ne demek | Sen ne dersin |
|---|---|---|
| Ihre Versichertenkarte, bitte. | Sigorta kartınız lütfen. | Bitte schön. — kartı uzat |
| Waren Sie schon mal bei uns? | Daha önce bize geldiniz mi? | Nein, ich bin neu hier. |
| Ihr Geburtsdatum, bitte? | Doğum tarihiniz? | Der zwölfte Mai neunzehnhundertneunzig. |
| Bitte füllen Sie den Bogen aus. | Şu formu doldurun. | Ich verstehe das Formular nicht ganz. Können Sie mir helfen? |
| Nehmen Sie bitte im Wartezimmer Platz. | Bekleme odasına geçin. | Danke. — Sie werden aufgerufen = adın anons edilecek |
İlk gidişte doldurduğun kağıdın adı der Anamnesebogen’dur: geçmiş hastalıklar, ameliyatlar, sürekli kullandığın ilaçlar, alerjiler. Bilmediğin kelimeyi boş bırakıp doktora sor — orada yanlış işaretlemek, boş bırakmaktan kötüdür.
PNG indirTelefonla randevu alırken kalıp hep aynı: Guten Tag, mein Name ist … Ich hätte gern einen Termin. Karşıdan gelen ilk soru neredeyse her zaman Worum geht es denn? — «konu ne?» Cevabın tek cümle olsun: Ich habe seit einer Woche Rückenschmerzen.
Telefonda hızlı konuşurlar ve kesilirsin. İki cümleyi ezberle, yeter: Können Sie das bitte langsamer sagen? ve Können Sie das bitte wiederholen? Kapatmadan önce de teyit et: Also am Dienstag um neun Uhr zwanzig, richtig?
Bunu Türkçede zaten yapıyorsun
Türkçede «ağrıyan» sen değilsin — organın. «Başım ağrıyor» dersin, «ben ağrıyorum» demezsin. Almanca weh tun ile tam olarak aynı şeyi yapar: özne organdır, sen kenarda Dativ olarak durursun.
| Türkçe | Özne kim | Almanca |
|---|---|---|
| Başım ağrıyor. | baş — ben değil | Mir tut der Kopf weh. |
| Ayaklarım ağrıyor. | ayaklar — çoğul | Mir tun die Füße weh. |
| Oğlumun karnı ağrıyor. | karın — çocuk değil | Meinem Sohn tut der Bauch weh. |
| Ben ağrıyorum. | böyle demiyoruz | Ich tue weh. — Almancada da yok |
Fiil organa göre çekilir: tek organ tut, birden fazla organ tun. Türkçede «ayaklarım ağrıyor» diyoruz ama Almanca burada çoğulu görür — bu tek harf, cümleyi anadili gibi gösteren şeydir.
PNG indirAynı köprü hasta hissetmenin diğer kalıplarında da işliyor. Türkçede «üşüyorum / midem bulanıyor» derken kişiyi nasıl kenara alıyorsan, Almanca da mir ile alır:
- Mir ist schlecht. Midem bulanıyor. MİDE BULANTISI · KUSMA HİSSİ
- Mir ist schwindelig. Başım dönüyor. BAŞ DÖNMESİ
- Mir ist kalt / heiß. Üşüyorum / sıcak bastı. ÜŞÜME · ATEŞ BASMASI
Dikkat: Ich bin heiß «ateşim var» demek değildir, bambaşka bir şey anlaşılır. Vücut hissi hep mir ist … ile kurulur.
Nerede, ne zamandan beri, nasıl
Doktor senden hikaye beklemiyor. Üç bilgi bekliyor ve bu üçünü söylersen muayene rayına oturur: wo — neresi, seit wann — ne zamandan beri, wie — nasıl bir ağrı.
| Vücut bölümü | «…schmerzen» hâli | Cümlede |
|---|---|---|
| der Kopf — baş | Kopfschmerzen | Ich habe seit gestern Kopfschmerzen. |
| der Hals — boğaz | Halsschmerzen | Ich habe Halsschmerzen und kann kaum schlucken. |
| der Bauch — karın | Bauchschmerzen | Mir tut der Bauch weh. |
| der Rücken — sırt, bel | Rückenschmerzen | Ich habe Schmerzen im unteren Rücken. |
| der Zahn — diş | Zahnschmerzen | Ich habe starke Zahnschmerzen. |
| Vücut bölümü | «…schmerzen» hâli | Cümlede |
|---|---|---|
| das Ohr — kulak | Ohrenschmerzen | Mein linkes Ohr tut weh. |
| der Magen — mide | Magenschmerzen | Ich habe Magenschmerzen nach dem Essen. |
| das Knie — diz | Knieschmerzen | Mein Knie tut weh, wenn ich laufe. |
| der Fuß — ayak | Fußschmerzen da olur; konuşmada daha çok yandaki kalıp duyulur | Mir tun die Füße weh. |
Kalıp basit: bölüm + -schmerzen. Ama her bölümde bu kalıp aynı doğallıkta durmuyor. Emin değilsen kaçış yolun hazır: Ich habe Schmerzen im Fuß / in der Schulter / im Arm. Bu cümle her bölümle çalışır.
PNG indirNe zamandan beri: seit ile ve şimdiki zamanla söylenir — ağrı hâlâ devam ettiği için Almanca burada geçmiş zaman kullanmaz.
- seit heute Morgen — bu sabahtan beri
- seit gestern — dünden beri
- seit drei Tagen — üç gündür (Dativ çoğul: Tagen)
- seit einer Woche — bir haftadır
- seit ungefähr zwei Monaten — yaklaşık iki aydır
Nasıl bir ağrı: doktorun asıl merak ettiği kısım burası, çünkü teşhis çoğu zaman ağrının cinsinden çıkar. Beş sıfat yetiyor:
| Almanca | Ne demek | Örnek cümle |
|---|---|---|
| stechend | saplanır gibi | Der Schmerz ist stechend. |
| dumpf | künt, ağır | Es ist ein dumpfer Schmerz. |
| ziehend | çeker gibi | Es zieht bis ins Bein. |
| brennend | yanar gibi | Es brennt beim Wasserlassen. |
| pochend | zonklar gibi | Der Kopf pocht. |
Şiddet sorulursa ölçek kullanılır: Wie stark sind die Schmerzen auf einer Skala von eins bis zehn? Cevabın tek kelime olabilir — Etwa sieben. Ya da hazır sıfatlar: leicht (hafif) · stark (şiddetli) · unerträglich (dayanılmaz).
PNG indirDoktorun soracağı sorular — ve refleksiv fiiller
Muayenedeki sorular neredeyse sabittir. Listeyi bir kez okuduğunda odada duyduğun şey sürpriz olmaktan çıkıyor.
| Doktor | Ne demek | Cevabın |
|---|---|---|
| Was fehlt Ihnen? | birebir «neyiniz eksik» — «şikayetiniz ne» | Ich habe seit drei Tagen Halsschmerzen. |
| Wo tut es weh? | Neresi ağrıyor? | Hier, im unteren Rücken. |
| Seit wann haben Sie die Beschwerden? | Şikayetler ne zamandan beri? | Seit ungefähr einer Woche. |
| Haben Sie Fieber? | Ateşin var mı? | Ja, gestern hatte ich 38,5. |
| Nehmen Sie Medikamente? | İlaç kullanıyor musun? | Nein, im Moment nicht. |
die Beschwerden kelimesini not al: doktor «ağrı» yerine çoğu zaman bunu kullanır ve hep çoğuldur. «Şikayetler» demektir — ağrı, bulantı, yorgunluk, hepsi.
PNG indir| Doktor | Ne demek | Cevabın |
|---|---|---|
| Sind Sie gegen etwas allergisch? | Alerjin var mı? | Ja, gegen Penicillin. |
| Tut das weh, wenn ich hier drücke? | Buraya bastırınca acıyor mu? | Ja, genau da. / Nein, das geht. |
| Machen Sie bitte den Oberkörper frei. | Üstünüzü çıkarın. | cevap yok — yaparsın |
| Atmen Sie tief ein … und aus. | Derin nefes alın… verin. | cevap yok — yaparsın |
Bu odadaki fiillerin çoğu refleksiv: Türkçede eki fiilin içine gömdüğümüz şeyi (yaralan-dım, üşüt-tüm) Almanca ayrı bir kelimeyle söyler — mich, sich.
| Fiil | Cümlede | Türkçesi |
|---|---|---|
| sich fühlen | Wie fühlen Sie sich? — Ich fühle mich schwach. | Nasıl hissediyorsun? — Halsiz hissediyorum. |
| sich verletzen | Ich habe mich am Knie verletzt. | Dizimi yaraladım. |
| sich erkälten | Ich habe mich erkältet. | Üşüttüm. |
| sich übergeben | Ich habe mich zweimal übergeben. | İki kez kustum. |
| sich ausruhen | Sie müssen sich ausruhen. | Dinlenmeniz gerek. |
| sich hinlegen | Legen Sie sich bitte hin. | Uzanın lütfen. |
| sich krankmelden | Ich muss mich krankmelden. | İşe hasta bildirimi yapmalıyım. |
Zamir kişiye göre değişir: ich → mich · du → dich · er/sie → sich · wir → uns · Sie → sich. Doktor sana Sie diye hitap ettiği için odada en çok duyacağın biçim sich’tir.
PNG indirWie fühlen Sie sich heute?
Bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Ich fühle mich seit gestern besser, aber ich bin noch schwach.
Dünden beri daha iyiyim ama hâlâ halsizim.
Yanlış yapılan iki yer
weh tun’da kendini özne yapmak
En sık hata bu ve doktorun kafasını gerçekten karıştırıyor. weh tun ile ağrıyan şey öznedir, sen Dativ zamirisin.
Ich tue Kopf weh.
Türkçeden birebir çeviri — Almancada böyle bir cümle yok.
Mich tut der Kopf weh.
Doğru fiil, yanlış hâl. Akkusativ değil Dativ olmalı.
Mir tut der Kopf weh.
Başım ağrıyor.
Ich habe Kopfschmerzen.
Aynı anlam, isimli yol. Emin olamadığın anda bunu kullan.
İki yolu birbirine karıştırma: Ich habe Kopfschmerzen weh diye bir şey yok. Ya haben + …schmerzen, ya Dativ + tut … weh.
seit ile geçmiş zamana kaçmak
Türkçede «üç gündür ağrıyordu» demek mümkün. Almanca, ağrı hâlâ sürüyorsa şimdiki zamanda kalır. Bir de seit Dativ ister: çoğul isimler sonuna -n alır.
Ich hatte seit drei Tagen Fieber.
Bu «artık geçti» demektir — doktor tedaviyi ona göre kurar.
Ich habe seit drei Tage Fieber.
Zaman doğru, hâl yanlış: seit + Dativ.
Ich habe seit drei Tagen Fieber.
Üç gündür ateşim var — ve hâlâ sürüyor.
| Yalın hâl | seit ile | Not |
|---|---|---|
| drei Tage | seit drei Tagen | çoğul Dativ -n |
| zwei Wochen | seit zwei Wochen | zaten -n ile bitiyor |
| eine Woche | seit einer Woche | die → der/einer |
| ein Monat | seit einem Monat | der → dem/einem |
Küçük bir ayrım daha: Ich bin krank ile Ich habe mich krankgemeldet aynı şey değil. Birincisi bir durum, ikincisi işverene resmî bildirim. Patronuna sadece «hastayım» demek yetmez, bildirimi yapman gerekir.
Kimsenin söylemediği kısım: önce Hausarzt, sonra Facharzt
Türkiye’den gelen refleks şudur: dizin ağrıyorsa ortopediye, miden ağrıyorsa dahiliyeye gidersin. Almanya’da sistem tek kapıdan işler ve o kapının adı der Hausarzt — aile hekimin.
- Hausarzt = ilk durak. Dosyan orada tutulur, sevkleri o yazar, raporu o verir.
- Facharzt = uzman: Orthopäde · Hautarzt · HNO (kulak-burun-boğaz) · Neurologe · Kardiologe.
- Yasal olarak bir uzmana doğrudan gidebilirsin — ama muayenehane telefonda ilk soruyu sorar: Haben Sie eine Überweisung?
- Überweisung ile randevu kuyruğu farklı işler; Hausarzt’ın notu «bu vaka bekleyemez» diyorsa daha erken sıra bulabilirsin.
- Genelde doğrudan gidilenler: Zahnarzt · Augenarzt · Frauenarzt · Kinderarzt.
Bunun bir de sana yarayan tarafı var: Hausarzt senin dosyanı bilen tek kişi. Almancan yetmediğinde en çok işine yarayacak insan da odur, çünkü seni tanır ve acele etmez. Bu yüzden Almanya’ya taşındıktan sonraki ilk işlerden biri şudur: bir Hausarzt bul ve kaydını yaptır — hasta olmadan önce.
- Ich suche einen Hausarzt. Nehmen Sie neue Patienten auf? Aile hekimi arıyorum. Yeni hasta alıyor musunuz? KAYIT OLURKEN İLK CÜMLE
- Ich brauche eine Überweisung zum Orthopäden. Ortopediye sevk lazım. ZUM + UZMAN ADI · DATIV
- Können Sie mir einen Facharzt empfehlen? Bir uzman önerebilir misiniz? HANGİSİNE GİDECEĞİNİ BİLMİYORSAN
İkinci söylenmeyen şey: kime, ne zaman gidilir. Almanya’da acil servis gerçekten acil içindir; akşam veya hafta sonu doktor lazımsa ayrı bir hat vardır.
| Durum | Nereye | Almanca adı |
|---|---|---|
| Hayati tehlike | 112 | der Notruf |
| Akşam / hafta sonu, ama acil servislik değil | 116117 | der ärztliche Bereitschaftsdienst |
| Randevu bulamıyorsun | 116117 | die Terminservicestelle |
| Randevusuz, aynı gün | muayenehanenin açık saati | die offene Sprechstunde |
Kapıdaki tabelaya bak: Sprechzeiten = muayene saatleri, Telefonzeiten = telefonun açıldığı saatler. İkisi çoğu yerde farklıdır ve telefon saati dışında kimse açmaz.
PNG indirKüçük bir ayrıntı ama insanları şaşırtıyor: resepsiyondaki kişi hemşire değildir, mesleğin adı MFA — Medizinische Fachangestellte’dir. Ona Schwester diye seslenmek eskimiş bir alışkanlıktır; Entschuldigung … ya da soyadıyla Frau … demek her yerde doğru.
Çıkarken hangi kağıt: Überweisung · Rezept · Krankschreibung
Muayene bitti, doktor bir şey uzatıyor ya da uzatmıyor. Burada doğru kelimeyi istemek senin işin — istemezsen bazı kağıtlar kendiliğinden gelmez.
- die Überweisung sevk kağıdı — Hausarzt’tan uzmana İSTE: BRAUCHE EINE ÜBERWEISUNG ZUM …
- das Rezept reçete — ilaç için, eczaneye gider BUGÜN ÇOĞU YERDE E-REZEPT · KARTA YÜKLENİR
- die Krankschreibung (AU) istirahat raporu — işveren için İSTE: BRAUCHE EINE KRANKSCHREIBUNG
Patrona reçete götürmek
Üç kağıdın üçü de «doktorun verdiği kağıt» olduğu için karışıyor. Ama üçü üç ayrı yere gider: sevk uzmana, reçete eczaneye, rapor işverene.
Ich brauche ein Rezept für meinen Chef.
Reçete ilaç içindir — patronun eline hiçbir işe yaramayan bir kağıt geçer.
Ich brauche eine Krankschreibung für meinen Arbeitgeber.
İşverenim için istirahat raporuna ihtiyacım var.
Wie lange bin ich krankgeschrieben?
Kaç gün raporluyum?
Raporun resmî adı die Arbeitsunfähigkeitsbescheinigung’dur, herkes kısaca AU der. Bugün rapor sigortana elektronik gider (eAU), sana da bir nüsha verilir — o nüshayı işverene ulaştırmak senin sorumluluğun. Eski nesil hâlâ der gelbe Schein (sarı kağıt) diyor; artık kağıt sarı olmasa da adı kaldı.
Raporun ne zaman gerektiği iş sözleşmesine göre değişir: bazı işverenler ilk günden ister. Sözleşmene bir kez bak, hasta olduğun sabah bakmak zorunda kalma. Ve hasta olduğunda önce haber ver: Ich bin krank und kann heute nicht kommen. Ich gehe zum Arzt und schicke Ihnen die Krankmeldung.
Eczanede konuşma kısa: Ich möchte dieses Rezept einlösen. — «bu reçeteyi kullanmak istiyorum». Reçete kartına yüklendiyse cümle daha da kısalıyor: Ich habe ein E-Rezept. ve kartı uzatırsın.
| Kutunun / prospektüsün üstünde | Ne demek | Pratikte |
|---|---|---|
| Einnahme · einnehmen | alım · ilacı almak | ilaçlar nehmen değil einnehmen ile alınır |
| Dosierung: 1–0–1 | doz: sabah 1, öğlen 0, akşam 1 | üç kutu = sabah, öğlen, akşam |
| vor / nach dem Essen | yemekten önce / sonra | zu den Mahlzeiten = yemekle birlikte |
| auf nüchternen Magen | aç karnına | genelde sabah, kahvaltıdan önce |
| mit ausreichend Flüssigkeit | bol sıvıyla | unzerkaut = çiğnemeden |
| Nebenwirkungen | yan etkiler | Gegenanzeigen = kullanılmaması gereken durumlar |
| rezeptpflichtig · rezeptfrei | reçeteli · reçetesiz | Ist das rezeptfrei? diye sorabilirsin |
Almanya’da her ilaç reklamının sonunda duyduğun o hızlı cümle de buradan gelir: Bei Risiken und Nebenwirkungen lesen Sie die Packungsbeilage und fragen Sie Ihren Arzt oder Apotheker. Bir kere anladığında bir daha kaçırmıyorsun.
PNG indirEczanede işine yarayacak iki soru daha: Haben Sie etwas gegen Husten? — «öksürüğe bir şey var mı?» ve Wie oft muss ich das nehmen? — «bunu ne sıklıkla almalıyım?» Cevap büyük ihtimalle şu kalıpla gelir: Dreimal täglich eine Tablette, nach dem Essen.
Az önce öğrendiklerin
Doktordan işverenine vermek üzere aldığın istirahat raporuna kısaca ___ denir.
Cevabı gör
AU, die AU, Arbeitsunfähigkeitsbescheinigung, die Arbeitsunfähigkeitsbescheinigung — AU (Arbeitsunfähigkeitsbescheinigung) işverene verilen rapordur.
Ich tue den Kopf weh. diyerek başının ağrıdığını söyleyebilirsin.
Cevabı gör
Yanlış. Almancada ağrıyan organ öznedir, sen Dativ olursun: Mir tut der Kopf weh.
Ich habe seit drei ___ Fieber.
Cevabı gör
Tagen. seit Dativ ister; çoğul isimler Dativ’de sonuna -n alır. Ayrıca ağrı sürüyorsa fiil şimdiki zamanda kalır: ich habe, ich hatte değil.
Bu hafta ne yapacaksın
Doktor cümlesi sınavda değil, kapıda lazım oluyor — o yüzden ezber değil, refleks kurulacak. Günde beş dakika:
- Kendi «üç dakikanı» yaz: Ich habe seit … Schmerzen im/in der … Der Schmerz ist … Üç boşluğu kendi durumunla doldur, sesli oku.
- Aynı şikayeti iki yoldan kur: bir kez Ich habe …schmerzen, bir kez Mir tut … weh. Dativ zamirini doğru koyduğunu kontrol et.
- Beş vücut bölümü seç, her biri için tek cümle yaz — çoğul olanlarda fiili tun yaptığını gör: Mir tun die Augen weh.
- Telefon provası: Guten Tag, mein Name ist … Ich hätte gern einen Termin. — Worum geht es? — Ich habe seit … Bu diyaloğu üç kez yüksek sesle söyle.
- Evdeki bir ilaç kutusunu eline al ve üstündeki cümleyi çevir. Bilmediğin üç kelimeyi yaz — bir sonraki kutuda aynı kelimeler çıkacak.
Bir sonraki adım Dativ fiiller: weh tun yalnız değil — helfen · gefallen · passen · schmecken de aynı mantıkla çalışıyor. Konuşurken tıkandığın anlar için ise «anlamadım» demenin doğru yolları var.
Testten önce bunları bil
Konunun çekirdeği üç satırda, altında Türkçeden çevirirken en sık düşülen yerler.
- Ağrı Dativ'le anlatılır
Mir tut der Kopf weh — ağrıyan şey özne, acıyı çeken kişi Dativ. Ağrıyan birden çoksa fiil çoğul olur: Mir tun die Füße weh.
Mir tut der Kopf weh.
- Durum kalıpları öznesizdir
Mir ist schlecht/kalt/schwindelig — hisseden Dativ'de durur. Ich bin schlecht demek «kötü biriyim» demektir; kalıbı bozma.
Mir ist schlecht.
- Süre: seit + Dativ
Şikâyetin ne zamandır sürdüğü seit ile sorulur ve söylenir; arkası Dativ çoğul olur: seit drei Tagen.
Ich habe seit drei Tagen Fieber.
- Sevk ve rapor ayrı kağıtlardır
Uzmana gitmek için die Überweisung (sevk), işverene vermek için die Krankschreibung / AU (rapor) alınır. İkisini karıştırma.
eine Überweisung zum Orthopäden
Ich bin schlecht.
Mir ist schlecht.
Durum kalıbı Dativ ister; özneli hâli kişiliğini kötüler.
Mir tut die Füße weh.
Mir tun die Füße weh.
Ağrıyan şey öznedir; çoğulsa fiil de çoğul çekilir: tun.
Ich habe seit drei Tage Fieber.
Ich habe seit drei Tagen Fieber.
seit Dativ ister; çoğul Dativ -n alır: Tagen.
İşverene Überweisung götürdüm.
İşverene Krankschreibung (AU) götürülür.
Überweisung doktorlar arası sevktir; işveren raporu AU'dur.
Cümleyi kendin diz
Kelimelere dokun, doğru sırayla yerleştir. Almancanın en zor kısmı burası — ve seçenek şıkkı yok, cümleyi sen kuruyorsun.
-
kelimelere dokun
-
kelimelere dokun
-
kelimelere dokun
Kendini dene
Cevaba dokun — neden öyle olduğunu birlikte görelim.
tut der Kopf weh.
Başım ağrıyor.
Ich habe seit drei Fieber.
Üç gündür ateşim var.
Ağrıyan iki ayağın var. Hangisi doğru?
Wie Sie sich heute?
Bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Hausarzt seni ortopediye yolluyor. Ne istersin?
İş yerine vermen gereken kağıt hangisi?
Alıştırma bitti — –
Konuyu bitirmek için tam testi çöz: %60 alırsan günlük defterine «konu bitti» diye yazılır ve seviye yolunda işaretlenir.
0/6 · soru cevaplandı
Bu konuya notun
Aklında kalsın istediğin kuralı, örneği ya da soruyu yaz. Kendiliğinden kaydedilir ve Panom'da toplanır.
Doktorda Almanca cep kartı
Bu sayfanın tamamı — tablolar, tuzaklar, örnekler — tek PDF. İndir, yazdır, sınavdan önce üstünden geç.
